Biri bu bıçağı, benim bu değerli el emeği battaniyeyi asla kesmeyeceğimi bilerek içine saklamıştı. Gelinimin o akşam “oğlun sarhoştu, düştü” deyişini hatırladım; oysa oğlum içki bile içmezdi. Komşuların duyduğu o kavgayı ve gelinimin battaniyeyi çöpe atarken yüzündeki o hırsı şimdi anlıyordum. O, sadece eski bir yünden kurtulmuyordu; oğlumun ölümündeki sırrı ve belki de son delili ortadan kaldırıyordu.



Yatağın kenarına çöktüm, kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Bu çakı doğrudan bir cinayet silahı olmasa bile, o gece yaşanan büyük bir arbedenin veya bir tehdidin sessiz tanığıydı. Gelinim bu sırrı sonsuza dek çöpe attığını sanıyordu ama battaniye gerçeği bana geri getirmişti. Artık biliyordum: Oğlum sadece düşmemişti, birileri onun düşmesine yardım etmişti.

Bunlar da İlginizi Çekebilir