Burası neresi? dedim titreyen bir sesle.
Derin bir nefes aldı. Gözleri dolmuştu.
— Burası… senin evin.
Ne dediğini anlamadım.
— Nasıl yani?
Anahtarı uzattı.
— Anne… dedi, sesi titreyerek. “Yıllarca bana yuva oldun. Şimdi sıra bende. Seni huzurevine göndereceğimi düşündün, değil mi?”
Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Cevap veremedim.
— Seni kaybetmekten korktum, diye devam etti. “Ama seni yalnız da bırakmak istemedim. İşim yüzünden sürekli şehir dışına çıkıyorum. Seni daha güvenli, daha huzurlu bir yerde yaşatmak istedim. Bu evi senin için aldım. Ama…”
Duraksadı.
— Ama ben de seninle birlikte kalacağım. Seni bırakmayacağım.
O an dizlerim çözüldü. Gözyaşlarım artık acıdan değil, içimi kaplayan büyük bir sevgi ve rahatlamadan akıyordu.
— Ben… huzurevi sandım, diyebildim sadece.