Dokuz Ay Boyunca Kocam Tek Bir Hamilelik Kontrolüme Bile Gelmedi. Sabah 04.17’de Doğum Sancılarım Başladığında Yine Yanımda Yoktu. Üç Saat Sonra Hastaneye Koşup “Ben Kocasıyım, Beni İçeri Alamazsınız Diyemezsiniz!” Diye Bağırdı. Hemşirenin Verdiği Cevabı Duyunca Yüzü Bembeyaz Oldu. Çünkü Onu İçeri Almamalarını Bizzat Ben İstemiştim. Ama Asıl Gerçeği Öğrendiğinde Kaybedeceği Tek Şey Karısı Olmayacaktı…
— Ben onun kocasıyım! Beni içeri almaya hakkınız yok!
Kerem'in sesini doğumhanenin kapalı kapısının ardından duyduğumda saat tam 07.17'ydi. Üç saat önce, sabah 04.17'de başlayan sancılarım yüzünden iki büklüm olmuştum. Şimdi ise parmaklarımı yatağın kenarına geçirmiş, kocamın bağırışlarını dinliyordum.
Hemşire Emine Hanım'ın sesi sakindi.
— Beyefendi, eşiniz açıkça içeri girmenizi istemediğini belirtti. Bu onun kararı. Lütfen koridoru boşaltın.
— Ne demek istemedi? Ben çocuğun babasıyım!
— Evet, fakat doğum yapan kişi eşiniz. Onun izni olmadan sizi doğumhaneye alamayız.
Gözlerimi kapattım.
Dokuz aydır ilk kez Kerem'in bir hastane kapısında benim için beklediğini düşünmek, tuhaf biçimde içimi acıttı.
Ama artık çok geçti.
Çünkü onu dışarıda bırakma kararını doğum sancılarım başladığında vermemiştim.
İki hafta önce, mutfağımızdaki masanın üzerinde duran bir banka dekontunu gördüğüm gün vermiştim.
Ve o dekontun arkasından çıkan gerçek, evliliğim hakkında bildiğim her şeyi değiştirmişti.
Hesapta yaklaşık üç yüz yirmi bin lira olması gerekiyordu.
Bir akşam internet bankacılığına girdiğimde bakiyenin seksen bin liraya düştüğünü gördüm.
Önce yanlış hesaba baktığımı düşündüm.
Sonra işlem geçmişini açtım.
Son üç ay içinde toplam iki yüz kırk bin lira çekilmiş veya başka hesaplara gönderilmişti.
Bir kısmı şirket hesabına aktarılmıştı.
Diğer transferlerin alıcısı ise aynı kişiydi.
Esra Demir.
Kerem'in şirketinde pazarlama işleriyle ilgilenen kadındı.
O akşam gittikten sonra mutfak masasını toplarken bir şey fark ettim.
Nevin Hanım telefonunu unutmuştu.
Ekranı arka arkaya gelen mesajlarla aydınlanıyordu.
Mesajların içeriğini açmadım.
Ama kilit ekranında görünen isim ve birkaç kelimeyi okumam yeterli oldu.
Esra:
"İdil bugün yine babasını sordu. Kerem ne zaman gelecek?"
Bir sonraki mesaj:
"Zeynep bir şey öğrendi mi?"
Tam dosya aşağıda: Okuyun, paylaşın; bu olay sadece hastane krizi değil, torpil düzeninin röntgenidirdevam ı diğer sayfada