Bu, Beşir Gürsoy’du. Avukat. Finans danışmanı. Erdem’in yakın arkadaşı. Ve muhasebe eklerindeki kayıp bir nota göre, Erdem’in ölmeden aylar önce imzalamayı reddettiği bir dizi belgede adı geçen adam.

Vedat işaret edilen fotoğrafı görünce karnına buz gibi bir sancı girdi. Bu soyadını başka bir yerden hatırlıyordu. Davadan değil. Bir hafta önce, infazın sessizce gerçekleşebileceği bir sırada aldığı gizli bir telefondan. Bir ses ona “Karaca davasının” olduğu gibi kapatılması gerektiğini, geçmişi çok fazla kurcalamanın saygın kurumlara zarar vereceğini söylemişti. İsim vermemişlerdi. Gerek de yoktu.

Doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığı’na telefon açtı. Herhangi bir büroya değil, Hatalı Mahkûmiyetleri İnceleme Birimi’ne. Bağırdı. Talep etti. Otuz yıllık hizmetini, sanki nihayet faydalı bir işe yarayacakmış gibi bir koz olarak kullandı.

Aynı gece, özel bir savcı iki ajanla birlikte geldi. Yüzündeki şüpheci ifade, Selinay’ın saat, arka kapı ve “imzalamayacağım” hikayesini tekrar edişini dinledikçe başka bir şeye dönüştü. Beliz hücresine dönmedi. İnfazın resmen durdurulması ve cezanın acilen gözden geçirilmesi istenirken güvenli bir odaya nakledildi.

Onu henüz serbest bırakmamışlardı. Bu tertemiz bir mucize değildi. Aynı anda hem daha kötü hem de daha iyiydi: Yıllarca ters yöne itilen hakikat çarkı, çok yavaş bir şekilde dönmeye başlamıştı.


O gece, omuzlarında bir battaniyeyle beyaz bir odada oturan Beliz, derme çatma bir koltukta uyuyan Selinay’ı izlerken artık pek hatırlamadığı bir şey hissetti: Umut. Korku kadar canını acıtıyordu.

Kader iki gün sonra tutuklandı. Cinayetten değil. Henüz değil. Adaleti engellemekten. Bir küçüğün ifadesini manipüle etmekten. Hayati bilgileri gizlemekten. Kader ağladı, bağırdı, bayılma taklidi yaptı, Selinay’a nankör, Beliz’e deli dedi. Sonra Beşir’in kendisini korumayacağını anlayınca konuşmaya başladı.

Beklediklerinden fazlasını itiraf etti. Evet, Beşir Gürsoy, Erdem ile karanlık işlere karışmıştı. Kara para aklama, sahte imzalar, bir inşaat şirketindeki yolsuzluklar… Erdem dolandırıcılığın gerçek boyutunu öğrenince bu işten çıkmak istemiş, onu ihbar etmekle tehdit etmişti. Beşir o gece “meseleyi halletmek için” eve gitmişti. Tartışmışlardı. Ateş etmişti. Kader sonradan gelmiş, olanları görmüş ve para ile bazı varlıkların kendisine kalması sözü karşılığında sessiz kalmayı kabul etmişti. Beliz’in dakikalar sonra gelmesi onlara mükemmel fırsatı vermişti.

Perişan bir eş. Korkmuş küçük bir kız. Davayı kapatmaya can atan bir emniyet teşkilatı. Her şey çok kolay yerine oturmuştu.

Beşir kaçmaya çalıştı. Şehirden üç saat uzaklıktaki bir çiftlik evinde bulundu. Hala pahalı saatler takıyordu. Ama yılanlı olanı değil. Kader’in daha sonra itiraf edeceği gibi, o saati cinayet gecesi nehre atmıştı.

Bunlar da İlginizi Çekebilir