“Sonra herkesin önünde onu ortaya çıkaracağız.” Davet günü sabahı lokantada ekstra vardiya aldım. Çocuklar köşedeki masada ödev yapıyordu. Bir süre sonra kapı çanı çaldı. Emre içeri girdi. Tasarım bir palto, parlak ayakkabılar ve midemi bulandıran o eski gülümseme. Masaya oturdu. “Ben o berbat kahveyi sipariş etmedim, Zeynep,” dedi. “Etmene gerek yok,” dedim. “Buraya kahve için gelmedin.” “Her zamanki gibi sivri dillisin,” dedi gülerek. “Davet. Fotoğraflar. Ne istiyorsan yapacağız,” dedim. “Ama bunu oğullarım için yapıyorum.” “Tabii ki,” dedi alaycı bir bakışla. “Akşam görüşürüz, aile,” dedi çıkarken. “Bundan çok keyif alıyor,” dedi Nuh. “Bırak alsın,” dedim. O akşam davete birlikte gittik. Ben lacivert bir elbise giydim. Emir kol düğmelerini düzeltti. Nuh kravatını bilerek yamuk bağladı. Emre bizi görünce sırıttı. “Gülümseyin,” dedi. “Gerçekçi görünsün.” Sahneye çıktığında alkışlar koptu. “Bu akşam en büyük başarımı kutluyorum,” dedi. “Oğullarım Emir ve Nuh’u.” Alkışlar geldi. “Ve elbette onların harika annesini,” dedi bana bakarak. “Her zaman en büyük destekçim oldu.” Yalan boğazımı yaktı. “Çocuklar, buraya gelin,” dedi. Oğullarım sahneye çıktı. Emre Emir’in omzuna elini koydu. Emir bir adım öne çıktı. “Bizi büyüten kişiye teşekkür etmek istiyorum,” dedi. Emre daha da gülümsedi. “Ama o kişi bu adam değil.” Salon sessizleşti. “Annem 17 yaşındayken bizi tek başına büyüttü. Bu adam bizi terk etti. Bizi sadece geçen hafta buldu ve annem bu oyuna katılmazsa geleceğimizi mahvedeceğini söyledi.” “Yeter!” diye bağırdı Emre. Ama Nuh da konuştu. “Burada durmamızın tek sebebi annemizdir.” Salon ayağa kalktı. Kameralar patladı. Birileri bağırdı: “Kendi çocuklarını tehdit mi ettin?!” Biz tatlı servisini beklemeden çıktık. Ertesi sabah Emre işten kovulmuştu. Hakkında soruşturma açıldı. Pazar sabahı pankek ve pastırma kokusuyla uyandım. Emir ocakta pankek çeviriyordu. Nuh masada portakal soyuyordu. “Günaydın anne,” dedi Emir. “Sana kahvaltı yaptık.” Kapıdan onları izledim.

Bunlar da İlginizi Çekebilir