Gece saat 02:30’du. Kayınvalidemin odasının önünden geçerken kocamın sesini duydum—daha önce hiç duymadığım kadar alçak, gergin ve titrekti.Gece saat 02:30’du. Kayınvalidemin odasının önünden geçerken kocamın sesini duydum—daha önce hiç duymadığım kadar alçak, gergin ve titrekti.Gece saat 02:30’du. Ev sessizdi; yalnızca yağmurun cama vuran sesi ve koridordaki loş gece lambasının solgun ışığı vardı. Su içmek için mutfağa giderken kayınvalidem Nermin Hanım’ın odasının önünden geçiyordum ki içeriden kocam Emre’nin sesini duydum. Ama bu, onun alıştığım sesi değildi. Alçak, gergin, sanki içinde yıllardır tuttuğu bir şeyi zorla bastırıyormuş gibiydi. “Artık bunu yapamam anne,” dedi. “Daha ne kadar rol yapabileceğimi bilmiyorum.” Bir anda durdum. Kalbim göğsüme vurdu. Emre geceleri sık sık annesini kontrol ederdi; bazen tansiyonu düşer, bazen başı döner, bazen de uyuyamadığını söylerdi. Ben de bunu hep iyi bir evlat olmasına vermiştim. Ama o gece, o kelimeler her şeyi değiştirdi. Kapıya biraz daha yaklaştım. Nermin Hanım’ın sesi bu kez duyuldu. Yumuşaktı ama içinde itiraz kabul etmeyen bir sertlik vardı. “Sesini alçalt. Onu uyandıracaksın.” Ardından kısa bir sessizlik oldu. Sonra Emre, içime işleyen o cümleyi kurdu: “Belki de artık uyanma zamanı gelmiştir.” Nefesim boğazımda düğümlendi. Kapı tam kapanmamıştı. Aralıktan baktım. Emre yatağın kenarında oturuyordu, iki eliyle yüzünü kapatmıştı. Nermin Hanım yanı başındaydı. Parmakları oğlunun saçlarının arasında ağır ağır dolaşıyor, onu teselli ediyordu. Ama bu görüntüde bir annenin şefkati kadar masum olmayan, sınırı aşan bir yakınlık vardı. Emre başını kaldırdı. Gözleri doluydu. “Yorgunum,” dedi. “Bunu daha ne kadar sürdürebileceğimi bilmiyorum.” “Doğru olanı yapıyorsun,” diye fısıldadı annesi. Emre gözlerini kapattı. “Senin için.”

Bunlar da İlginizi Çekebilir