Herkes Kerem için endişelenirken ben kendi korkumu içime attım. Çünkü o gün onun hayatını kurtaracağımı düşünüyordum.
Ameliyattan önce sedyede yatarken tavana baktım ve kendime şu cümleyi söyledim:
“Bu adam senin eşin. Onu seviyorsun. Bugün sevginin ne kadar büyük olduğunu göstereceksin.”
Ameliyat başarılı geçti.
Aylar içinde Kerem yeniden hayata döndü.
İşe başladı. Spor yapmaya başladı. Arkadaşlarıyla görüşmeye başladı. Yüzüne yeniden renk geldi.
Ben ise ameliyattan sonra uzun bir toparlanma sürecine girdim.
Bazen geceleri ağrılarım yüzünden uyuyamıyordum.
Ama Kerem yanımdaydı.
En azından öyle sanıyordum.
Bir akşam elimi tuttu.
“Sen benim hayatımı kurtardın,” dedi.
“Biliyorum,” diye şaka yaptım. “O yüzden kıymetimi bil.”
Güldü.
“Sonuna kadar.”
O gece ona inandım.
Aradan iki yıl geçti.
Bir gün Kerem’in telefonuna bir mesaj geldi.
Telefon masanın üzerinde duruyordu. Ekranda yalnızca tek bir cümle gördüm:
“Dün gece için teşekkür ederim. Seninle olmak bana kendimi yeniden genç hissettiriyor.”
Mesajın altında bir kadın ismi vardı.
Selma.
Kalbim sanki göğsümden sökülüp alınmış gibi oldu.
Telefonu elime almadım.
Şifreyi bilmeme gerek yoktu.
O gece Kerem eve geldiğinde yüzüne baktım.
“Selma kim?”
Bir an dondu.
Sonra kaşlarını çattı.
“Ne Selma’sı?”
“Telefonuna mesaj attı.”
Sessizlik.
Uzun bir sessizlik.
Sonunda sandalyeye oturdu.
“Bunu sana nasıl anlatacağımı bilmiyorum.”
İçimde bir şey koptu.