Aylin hamile kalmış.
Bunu ailesine söylediğinde büyük bir kavga çıkmış.
Dedem, “Bu aileyi rezil edemezsin.” diyerek onu evden kovmakla tehdit etmiş.
Aylin evlenmek istemiş.
Ancak birkaç hafta sonra Vedat geçirdiği iş kazasında hayatını kaybetmiş.
Aylin yapayalnız kalmış.
Mektupta yazılan sonraki cümleyi üç kez okudum.
Doğurduğum bebeği elimden aldılar.
Boğazım düğümlendi.
“Ne demek bu?”
Tamer gözlerini yere indirdi.
“Devam et.”
Aylin doğumdan sonra kızını yalnızca birkaç dakika görebilmiş.
Ailesi, bebeğin öldüğünü söylemiş.
Ama bu doğru değilmiş.
Bebek başka bir aileye verilmiş.
Aylin gerçeği aylar sonra tesadüfen öğrenmiş.
Bunun üzerine babasıyla korkunç bir tartışma yaşamış.
O gece evden ayrılmış.
Yanına yalnızca birkaç parça kıyafet ve göl evini gösteren tabloyu almış.
Çünkü tabloyu Vedat yapmış.
İşte ailemizin yıllarca “Aylin’in çaldığı tablo” dediği şey aslında ona aitmiş.
Mektubu okurken gözyaşlarım kâğıda düşüyordu.
Ama asıl sarsıcı bölüm henüz gelmemişti.
Nalan, senden uzak kalmamın asıl sebebi babam değildi. Bir gün gerçeği öğrendiğimde artık geri dönmeye cesaret edemedim. Çünkü yıllardır aradığım kızımın kim olduğunu sonunda bulmuştum.
Kâğıdı biraz aşağı indirdim.
Tamer’e baktım.
“Kimmiş?”
Tamer cevap vermedi.
Devam ettim.
Kızımı yabancı bir aileye vermemişler. Onu aile içinde büyütmüşler.
Nefesim kesildi.
Bir sonraki satırda yalnızca birkaç kelime vardı.
Ama o birkaç kelime bütün hayatımı yerinden oynattı.
O çocuk sendin, Nalan.
Mektup ellerimden kaydı.
“Hayır…”
Tamer ayağa kalktı ama bana yaklaşmadı.
“Bunun zor olduğunu biliyorum.”
“Hayır!”
Başımı iki yana salladım.
“Benim annem Gülseren’di.”
“Gülseren seni büyüttü.” dedi Tamer yavaşça. “Aylin seni dünyaya getirdi.”
Bütün çocukluğum gözümün önünden geçti.
Annem sandığım Gülseren’in bana karşı aşırı korumacı oluşu.
Aylin’in bana diğer yeğenlerinden farklı davranması.
Bazen beni uzun uzun seyredip sebepsiz yere ağlaması.
Kaybolmadan birkaç gün önce saçlarımı tararken,
“Ne olursa olsun seni çok sevdiğimi unutma.”
demesi.
Ben o zaman bunun sıradan bir cümle olduğunu düşünmüştüm.
Meğer değildi.
“Peki neden geri dönmedi?” diye sordum.
Bu kez sesim öfkeli çıkmıştı.
“Madem annemdi, neden beni bıraktı?”
Tamer’in gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Çünkü seni almak için döndü.”