Mirela buna rağmen Adrian’la görüşmeye devam etmiş.

Ta ki bir gece Adrian ortadan kaybolana kadar.

Telefonu kapanmış.

Okula gitmemiş.Arkadaşları bile nerede olduğunu bilmiyormuş.

Mirela günlerce ondan haber beklemiş.

Sonra Selina ona ulaşmış.

Çünkü Adrian, kaybolmadan bir gün önce Selina’ya bir zarf bırakmış.

Mirela için.

Başımı kaldırdımSen o zaman da aradaydın.”

Selina başını eğdi.

“Evet.”

“Peki Adrian’a ne oldu?”

Bu kez cevabı hemen verdi.

“Babası onu başka bir ülkeye gönderdi.”

Gülmemek için kendimi zor tuttum.

“On sekiz yaşında bir çocuğu zorla mı gönderdi?”

“Adrian’ın annesi ağır hastaydı. Babası da oğluna bir seçim sundu. Mirela’yı bırakırsa annesinin tedavisini karşılayacağını, bırakmazsa hiçbir masrafa yardım etmeyeceğini söyledi.”

Mideme bir yumruk yemiş gibi oldum.

“Bu nasıl bir insan?”

“Güçlü ve acımasız biriydi.”

“Adrian kabul etti mi?”

Selina gözlerini kapattı.

“İlk başta hayır. Sonra annesi hastaneye kaldırılınca… mecbur kaldığını düşündü.”

Mektubun sonraki satırları daha da ağırdı.

Mirela gerçeği öğrendiğinde yıkılmıştı.Ama Adrian’ı suçlamamıştı.

Bana da anlatmamıştı.

Çünkü Adrian’ın babasının ailemize zarar vermesinden korkuyordu.

Kızımın cümlesi hâlâ gözümün önünde.

“Anne, sen güçlü bir kadınsın ama güçlü insanlar da sevdikleri yüzünden tehdit edilebilir. Ben bebeğimi dünyaya getirene kadar sessiz kalacağım. Sonra her şeyi anlatacağım.”

Bunlar da İlginizi Çekebilir