Ama yüzündeki ifadeden yeterince duyduğunu anladım.

“Leon…”

“Babam yaşıyor mu?”

Yanına gittim.

Diz çöküp ellerini tuttum.

“Evet.”

Gözleri doldu.Beni istemedi mi?”

“Hayır.”

Bunu o kadar hızlı söyledim ki sesim çatladı.

“Seni istemediği için gitmedi.”

Leon dudaklarını sıktı.

“Peki şimdi nerede?”

Selina çantasına tekrar uzandı.

Bu kez küçük bir kâğıt çıkardı.

Üzerinde bir adres vardı.

“Şehirde.”

Ertesi gün o adrese gittik.

Kapının önünde uzun süre bekledim.

Sonra zile bastım.

Kapıyı açan adamı fotoğraflardan hemen tanıdım.

Adrian.

Beni görünce yüzü bembeyaz oldu.

Sonra Leon’u gördü.

Dizlerinin bağı çözülmüş gibi kapıya tutundu.

Kimse konuşmadı.

Leon önümden geçti.

Adrian’ın karşısında durdu.

“Sen benim babam mısın?”

Adrian’ın gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Evet.”

“Beni neden hiç aramadın?”

Adrian ağzını açtı ama kelimeler çıkmadı.

Sonunda dizlerinin üzerine çöktü.

“Seni kaybetmekten korktuğum için.”

Leon kaşlarını çattı.

“Beni hiç tanımadan nasıl kaybedebilirdin?”

O soru hepimizi susturdu.

Çünkü haklıydı.

Korku bazen insanı korumazdı.

Sadece yılları çalardı.

Adrian başını eğdi.

“Haklısın,” dedi. “Çok geç kaldım.”

Leon uzun süre ona baktı.

Sonra beklemediğim bir şey yaptı.

Elini uzattı.

Bunlar da İlginizi Çekebilir