Kapı açıldığında içeri giren kişiyi gördüğümde kanımın çekildiğini hissettim.
Karşımda Sevda duruyordu.
Onu yıllardır görmemiştim. Hatta onunla ilgili düşünmemeye bile çalışıyordum. Geçmişte yaşananlardan sonra hayatımdan tamamen çıkardığım biriydi. Ama şimdi, doğum yaptığım odanın kapısında, yüzünde tarifsiz bir ifadeyle duruyordu.
Kaan’ın yüzündeki korku ise her şeyi daha da tuhaf hâle getiriyordu.
“Sen neden buradasın?” diye fısıldadım.
Sevda birkaç saniye cevap veremedi. Gözleri önce bana, sonra kucağımdaki bebeğe çevrildi.
“Çünkü artık saklayamayacağımız bir şey var,” dedi.
Kaan başını ellerinin arasına aldı.
Ben ise ikisine birden bakıyordum. İçimde tarifsiz bir öfke yükseliyordu. Saatler önce hayatımın en mutlu anını yaşarken şimdi iki insanın arasında kalmış, kendi çocuğumla ilgili bir sırrın ortasında bırakılmıştım.
“Kaan,” dedim titreyen bir sesle. “Bana gerçeği şimdi söyle.”
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonunda Kaan ayağa kalktı ve yatağımın yanına geldi. Gözlerinde pişmanlık vardı.
“Bu bebeğin yüzünü görünce neden böyle olduğumu anlamıyorsun,” dedi. “Çünkü ben bu yüzü daha önce gördüm.”
Kalbim hızlandı.
“Nerede?”
Kaan, Sevda’ya baktı.
Sevda gözlerini kaçırdı.
“Yıllar önce,” dedi Kaan. “Seninle tanışmadan önce.”
Bir anda odadaki hava ağırlaştı.
Kaan devam etti.
“Çocuk sahibi olmak için yıllarca uğraştığınızı biliyorum. Ama sana evlenmeden önce söylemediğim bir şey vardı. Benim de geçmişimde bir çocuk meselesi vardı.”
Bebeğimi daha sıkı tuttum.
“Ne demek istiyorsun?”
Sevda bu kez konuştu.
“Yıllar önce bir hastanede çalışıyordum. Kaan da orada gönüllü olarak destek veren biriydi. O dönem doğum yapan genç bir kadın vardı. Bebeğini dünyaya getirdi ama bazı nedenlerden dolayı onu yanında tutamadı.”
Kaşlarımı çattım.
“Bu bebeğin bununla ne ilgisi var?”
Sevda’nın gözleri doldu.
“Çünkü o bebeğin kim olduğunu artık biliyoruz.”
Kaan’ın yüzüne baktım.
“Kim?”
Kaan dudaklarını araladı fakat kelimeler çıkmadı.
Sevda onun yerine söyledi.
“Sen.”
Dünyam başıma yıkılmış gibi oldu.
Ne söylediğini anlayamadım.
“Ben mi?”
Sevda başını salladı.
“Yıllar önce yaşanan bir karışıklık nedeniyle gerçek ailen hakkında yanlış bilgi verilmiş. Sen küçükken başka bir aile tarafından büyütülmüşsün. O gün hastanede yaşananları yıllarca kimse konuşmadı.”
Başımı iki yana salladım.
“Hayır. Bunun mümkün olmadığını biliyorum. Annem ve babam beni büyüttü. Onlar benim ailemdi.”
“Elbette,” dedi Sevda. “Seni büyüten insanlar senin ailen. Ama biyolojik geçmişinle ilgili sana hiç anlatılmamış bir gerçek var.”
Kaan sessizce ekledi:
“Ve ben bunu yıllar önce öğrendim.”
O cümleyle birlikte içimdeki bütün öfke yeniden alevlendi.
“Sen biliyordun?”
Kaan başını öne eğdi.
“Tam olarak bilmiyordum. Sadece bazı şeylerden şüpheleniyordum. Sonra araştırdım. Ama sana söylemeye korktum.”