Zaman geçtikçe, o olayın etkisi içimde bir tezat yarattı. Kayınvalidemin tavrı, belki de onun kendi korkularının ve kaygılarının bir yansımasıydı. Ancak bu durum, benim kendimi ifade etme biçimimde derin bir değişiklik yarattı. Duygusal travmalar, bazen birer öğretmen gibi gelir; bizi şekillendirir, olgunlaştırır. İnsanın en büyük acıları, belki de en derin kavrayışlara kapı aralar. O sıcak çorbanın üzerimde yarattığı yanık izleri, sadece bedensel değil, ruhsal bir uyanışın sembolü oldu. Kendime olan saygımı yeniden kazandım, kendi sınırlarımı belirlemeyi öğrendim. Belki de insan ilişkileri, dışarıdan bakıldığında karmaşık görünebilir ama gerçek mücadele, içsel huzuru bulma çabasında gizlidir. Şimdi, o anı düşündüğümde, sadece bir acı hatıra değil, aynı zamanda güçlenmiş bir benlik hikayesi olarak anıyorum.