On Yıl Boyunca Evli Gibi Yaşadık. Murat Bana, "Seninle Asla Evlenmeyeceğim, Çünkü Evlilik Bir Kâğıttan İbaret" Deyince Hiç Tartışmadım. Ama Ertesi Sabah Yaptığım Şey Onun Bütün Düzenini Yıktı.
Ben ve Murat, on yıl boyunca birlikte emek vererek güzel bir hayat kurduk. Aynı evi paylaştık, ortak hesaplarımız oldu, bir köpek büyüttük ve çevremizdeki herkes bizi yıllardır evli sanıyordu.
Onuncu yıl dönümümüzde ona yalnızca küçük bir ricada bulundum. Büyük bir düğün istemiyordum. Sadece resmî nikâhla ilişkimizi taçlandırmak ve geleceğe daha güvenle bakabilmek istiyordum.
Murat'ın cevabı ise beklediğimden çok daha ağır oldu. Bana küçümseyerek baktı ve, "Seninle asla evlenmeyeceğim Selin. Evlilik dediğin şey sadece bir kâğıt parçası. Böyle bir güvenceye ihtiyacın varsa, bu benim değil senin sorunun," dedi.
O gece ne bağırdım ne de ağladım. Sessizce eve döndüm. Murat rahatça uykuya dalarken ben sabaha kadar mutfakta oturup hayatımı değiştirecek kararı hazırladım.
Güneş doğmadan mutfağa gelen Murat, masanın üzerinde duran şeyi görünce nefesi kesildi ve ilk kez gerçekten neyi kaybetmek üzere olduğunu anladı.devamı diğer sayfada
Murat mutfağa girdiğinde masanın üzerinde duran dosyayı görünce olduğu yerde kaldı. Kahve makinesine uzanacak eli havada asılı kaldı. Dosyanın üzerinde büyük harflerle yazılmış tek bir cümle vardı:

"Ortak hayatımızın sona ermesiyle ilgili belgeler."

Bana şaşkınlıkla baktı.

"Bu da ne?"

Sakin bir sesle cevap verdim.

"Sen haklısın Murat. Evlilik sadece bir kâğıt parçasıysa, demek ki benim de seni beklemem için hiçbir neden yok."

Dosyanın içinde evimizin satış ilanı, ortak banka hesabının kapatılması için hazırladığım başvuru evrakları ve kendi adıma kiraladığım küçük bir dairenin sözleşmesi vardı. Ayrıca yeni açtırdığım kişisel banka hesabının belgeleri de dosyaya eklenmişti.

Murat ilk kez yüzündeki kendinden emin ifadeyi kaybetti.

"Bir dakika... Bunları gerçekten yaptın mı?"

Başımı salladım.

"Gece boyunca."

O an anlamaya başladı. Ben evlilik için yalvaran kadın olmaktan vazgeçmiştim. On yıl boyunca emek verdiğim ilişkiye tek başıma tutunmayı bırakmıştım.

"Selin, abartıyorsun."

"Göreceli."

"Bir imza yüzünden her şeyi mi bitireceksin?"

Derin bir nefes aldım.

"Hayır. Bir imza yüzünden değil. On yıldır verdiğin her sözün sonunda beni oyaladığın için."

Sessizlik mutfağı doldurdu.

Yıllardır ne zaman evlilik konusunu açsam aynı cümleleri kuruyordu.

"Biraz daha bekleyelim."

"Şimdi zamanı değil."

"Ne fark eder?"

Ben de her defasında inanıyordum.

Çünkü onu seviyordum.

Fakat geçen gece ilk kez gerçek düşüncesini söylemişti. Sorun zaman değildi. Sorun bendim. Benimle evlenmek istemiyordu.

Bunu kabul etmek acı vericiydi ama özgürleştiriciydi.

Valizimi aldım.

Kapıya yönelirken arkamdan seslendi.

"Nereye gidiyorsun?"

"Kendime."

Kapıyı kapattığımda içimde garip bir huzur vardı.

Yeni taşındığım ev küçüktü. Eski evimiz kadar gösterişli değildi. Ama ilk kez tamamen bana aitti. Kimsenin kararına bağlı değildim.

İlk haftalar kolay geçmedi.

On yılın alışkanlıkları bir günde silinmiyordu.

Telefonum defalarca çaldı.

Murat önce mesaj attı.

"Konuşalım."

Sonra,

"Abartıyorsun."

Ardından,

"Seni özledim."

En sonunda ise,

"Eve dön."

Hiçbirine cevap vermedim.

Ortak arkadaşlarımız aramaya başladı.

Kimisi beni suçladı.

"On yıl bekledin de şimdi mi sorun oldu?"

Kimisi Murat'ı savundu.

"Erkekler evlilikten korkabilir."

Ama ilk kez kimsenin fikri umurumda değildi.

Ben ne istediğimi biliyordum.

Aylar geçti.

Kendime yeni bir düzen kurdum.

Eski işimde terfi aldım.

Uzun zamandır ertelediğim yüksek lisans eğitimine başladım.

Hafta sonları arkadaşlarımla seyahat ediyor, yıllardır vazgeçtiğim hobilerime geri dönüyordum gorsele ilerleyin devamı sonrki sayfda....
Hayatımda büyük bir boşluk oluşacağını sanmıştım.

Tam tersine, yıllardır eksik olan şeyin kendim olduğunu fark ettim.

Bir gün ortak arkadaşımız Derya beni aradı.

"Murat çok kötü durumda."

Sessiz kaldım.

"Ev satıldıktan sonra kiraya çıktı."

Bunu zaten biliyordum.

Çünkü satıştan payıma düşen parayı çoktan yeni hayatım için kullanmıştım.

"Daha önemlisi..." dedi Derya.

"Sürekli senden bahsediyor."

Yine cevap vermedim.

Aradan yaklaşık sekiz ay geçti.

Bir akşam kapım çaldı.

Kapıyı açınca Murat'ı gördüm.

Eskisinden daha yorgun görünüyordu.

Saçlarına beyazlar düşmüş, omuzları çökmüştü.

Elinde küçük bir kutu vardı.

"Beş dakika konuşabilir miyiz?"

İçeri almadım.

Kapının önünde kaldık.

Kutuyu açtı.

İçinden sade bir yüzük çıktı.

"Evlenelim."

Acı bir tebessüm ettim.

"Fikrini değiştiren ne oldu?"

Gözlerini yere indirdi.

"Seni kaybetmek."

Başımı iki yana salladım.

"Hayır Murat."

"Neden?"

"Çünkü sen benimle olmak istediğin için değil, yalnız kalmaktan korktuğun için geldin."

"Böyle düşünme."

"Yanlış mı?"

Cevap veremedi.

Derin bir sessizlik oldu.

Sonra ona yıllardır içimde taşıdığım son cümleyi söyledim.

"Ben evlenmek için bir yüzüğe ihtiyaç duymuyordum. Ben, beni seçen bir adama ihtiyaç duyuyordum."

Gözleri doldu.

"Beni affedemez misin?"

Gülümsedim.

"Seni affettim."

"Öyleyse neden?"

"Çünkü affetmek, kaldığın yerden devam etmek demek değildir."

Murat birkaç saniye daha bekledi.

Sonra yüzüğü cebine koydu.

İlk kez hiçbir şey söylemeden arkasını döndü.

Merdivenlerden ağır ağır inerken onun için üzülmedim.

Çünkü o, on yıl boyunca elindekinin değerini anlamamıştı.

Ben ise sonunda kendi değerimi öğrenmiştim.

Kapıyı kapatıp salona döndüm.

Pencereden içeri giren akşam güneşi yeni evimi aydınlatıyordu.

O an anladım ki bazen bir ilişkiyi bitiren şey sevgisizlik değildir. Saygının eksik olmasıdır. Sevgi bekleyebilir, sorunlarla mücadele edebilir; ama sürekli ertelenen değer duygusu bir gün sessizce tükenir.

Murat bana evliliğin sadece bir kâğıt parçası olduğunu söylemişti. Belki gerçekten öyleydi. Ama o kâğıdın temsil ettiği şey, iki insanın birbirini seçmesi, birbirine güven vermesi ve "Ben buradayım" diyebilmesiydi. Ben aslında hiçbir zaman o imzanın peşinde olmadım; beni gerçekten seçen bir hayat arkadaşının peşindeydim.

Ve bunu kaybettiğini Murat ancak ben arkamı dönüp giderken anlayabildi. O gün hayatını değiştiren şey, benim hazırladığım dosya değil; artık kendimi ikinci sıraya koymayı reddetmemdi. Çünkü bazen insanın attığı en cesur imza, bir evlilik cüzdanına değil, kendi geleceğine attığı imzadır.

Bunlar da İlginizi Çekebilir