Başımı salladım. “Hayır. Sedef annemin diğer kızının torunuysa, kan bağı sizin aranızda engel değil. Ama o… benim annemin kanı.”
Sedef hıçkırarak ağlamaya başladı. Ben de ona sarıldım. O an içimdeki korku, yerini tuhaf bir huzura bıraktı.
Annem sırrını toprağa gömmek istemişti.
Ama bazı bağlar gömülmezdi.
Kader, o kolyeyi mezardan çıkarıp yeniden boyna takmıştı. Sır saklanmak yerine birleşmeye dönüşmüştü.
O gece sofrada üç kişi değil, dört kuşak vardı.
Ve ben anladım ki bazen geçmiş, yıkmak için değil; eksik kalan halkayı tamamlamak için geri döner.