— İnsan nişanlısına öldüğünü düşündürmeye nasıl mecbur kalır?
Perihan cevap verecekken kapı açıldı.
Alperen içeri girdi.
Beni gördüğü anda dondu.
Gözlerindeki korkuyu hayatım boyunca unutmayacağım.
— Şimal…
Ayağa kalkıp karşısına dikildim.
Elimi yüzüne sürmek istedim.
Gerçekten o muydu diye anlamak için.
Ama ona dokunmaya bile midem elvermedi.
— Bana yaklaşma.
Alperen kapıyı yeniden kapattı.
— Açıklayabilirim.
— Cenazen vardı.
Sustu.
— Tabutunu toprağa indirdim.
— Biliyorum.
— Annenin elini tuttum.
— Biliyorum.
— Evine gittim. Senin çocukluk fotoğraflarını topladık. Annen bana senin bebekliğini anlattı.
Perihan ağlamaya başladı.
Ben ona bakmadım bile.
— Mezarlıkta bir taş var, Alperen. Üzerinde senin adın yazıyor.
Alperen başını eğdi.
— Şimal, kaza gerçekti.
Bu kez ben sustum.
— Arabadaydım. Ama tek başıma değildim.
Berrin gözlerini kapattı.
İçimde kötü bir his yükseldi.
Alperen devam etti.
— Aracı Berrin kullanıyordu.
Ona baktım.
— Neden?
— Çünkü o gece benimle konuşmak istemişti.
Berrin titrek bir sesle araya girdi.
— Sana zarar vermek istemedim.
— Daha fazla konuşma.
Alperen derin bir nefes aldı.
— Kazadan sonra diğer araçtaki adam öldü. Berrin alkollüydü.
Berrin ağlamaya başladı.
— Çok içmemiştim.
— Sus, dedi Alperen.
Sonra bana döndü.
— Arabada benim cüzdanım vardı. Telefonum da araçta kalmıştı. Kaza sonrasında araç yandı. Hastaneye kaldırıldım ama bilincim kapalıydı. İlk saatlerde ölen kişinin ben olduğumu düşündüler.
— Sonra uyandın.
— Evet.
— Ve “Ben ölmedim” demek yerine cenaze düzenlemeye karar verdin.
Alperen’in yüzü gerildi.
— O kadar basit değildi.
— Gayet basit.
Perihan ayağa kalktı.
— Berrin’in babası çok güçlü bir adam.
İlk kez ona baktım.
— Ne demek istiyorsunuz?
Berrin gözyaşlarını silerek konuştu.
— Babamın şirketi iflasın eşiğindeydi. Kaza ortaya çıksaydı ve benim alkollü olduğum anlaşılmış olsaydı her şey bitecekti.
— Bu benim problemim değil.
— Değildi, dedi Alperen. Ama benim de borçlarım vardı.
Bir an anlayamadım.