Kâğıt titreyen ellerimin arasında açıldı.
İlk satırı okuduğumda nefesim kesildi.
İkinci satırda gözlerim doldu.
Üçüncü satıra geldiğimde ise kâğıdı elimden düşürdüm.
“Bu nasıl mümkün olabilir?” diye fısıldadım.
Baran eğilip kâğıdı yerden aldı.
“Bunu senden yıllarca saklamak zorunda kaldım.”
Başımı kaldırıp ona baktım.
“Ne sakladın?”
Baran birkaç saniye sustu.
Sonra koridorun duvarına yaslandı.
“Bahar'ın çocuk sahibi olamayacağını biliyor muydun?”
Kaşlarımı çattım.
“Hayır.”
“Doktorlar yıllar önce ona bunu söylemişti.”
“Peki ikizler?”
Baran'ın gözlerinden yaşlar süzüldü.
“İşte mesele de bu.”
Kalbim daha hızlı atmaya başladı.
Ameliyathanenin kapısına baktım.
İçeride kız kardeşim hayatı için savaşırken ben burada, onun hakkında bilmediğim gerçeklerle yüzleşiyordum.
“Bana her şeyi anlat.”
Baran cebinden eski bir zarf çıkardı.
“Bahar'la evlenmeden birkaç ay önce bunu öğrendim.”
Zarfı bana uzattı.
Üzerinde bir hastanenin adı ve yıllar önce atılmış bir tarih vardı.
Zarfı açtığımda içinde birkaç tahlil sonucu ve doktor raporu gördüm.
Ama asıl şok edici olan son sayfaydı.
Bahar'ın adı yazıyordu.
Altında ise şu cümle vardı:
“Hastanın ileride çocuk sahibi olmasının tıbben mümkün olmayacağı değerlendirilmiştir.”
Kâğıdı elimden bıraktım.
“Demek ki…”
“Evet,” dedi Baran.
“Bu çocukların biyolojik annesi Bahar değil mi?”
Baran başını iki yana salladı.
“Hayır. Yanlış anladın.”
“Öyleyse ne?”
Baran yanıma oturdu.
“Bahar çocuk sahibi olamayacağını öğrendiğinde yıkılmıştı. Ama bunu senden, anne ve babandan bile sakladı.”
“Niye?”
“Çünkü senin onu acıyarak görmeni istemiyordu.”
Bu cümle içime oturdu.
Çünkü Bahar'ı gerçekten seviyordum.
Ama yıllarca onu korumaya çalışırken, bazen farkında olmadan onun adına karar verdiğimi hatırladım.
Baran devam etti.
“Bahar, evlendikten sonra bana bir gün şöyle dedi: ‘Ben anne olamayacağım için üzülmüyorum. Bir çocuğun beni annesi olarak sevemeyeceğini düşünmek beni üzüyor.’”
Gözlerim doldu.
“Sonra?”
“Sonra ona evlat edinmeyi önerdim.”
Baran'ın yüzünde acı bir gülümseme belirdi.
“Bana kızdı.”
“Niye?”
“Çünkü o, insanların onun Down sendromu nedeniyle bir çocuğa iyi anne olamayacağını düşüneceğinden korkuyordu.”
Başımı eğdim.
Baran devam etti.
“Ben de ona bir söz verdim.”
“Ne sözü?”
“Ne olursa olsun, çocuklarımızın annesi olacağını söyledim.”
Tam o sırada ameliyathanenin kapısı açıldı.
Bir hemşire hızla dışarı çıktı.
İkimiz de ayağa kalktık.
“Doktor birazdan bilgi verecek,” dedi...
Hemşire uzaklaşınca Baran bana döndü.
“Fakat sana anlatmadığım bir şey daha var.”
“Daha ne olabilir?”
Baran gözlerini kapattı.
“İkizlerin biyolojik annesi Bahar.”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
“Az önce çocuk sahibi olamayacağını söyledin.”
“Normal yollarla olamazdı.”
Sonra gerçeği anlattı.
Bahar yıllar önce tedavi görmüş, yumurtalıklarından alınan hücreler özel bir merkezde saklanmıştı. Yıllar sonra doktorlar yeni bir tedavi yöntemiyle bunun mümkün olabileceğini söylemişti.
Bahar bana bundan hiç bahsetmemişti.
Çünkü başarısız olursa umutlanmak istemiyordu.
Ama başarılı olmuştu.
İkizlere hamile kalmıştı.
Ve bunu öğrendiğimde neden Baran'ın gözlerinin korkuyla dolduğunu anlamıştım.
“Peki sen neden bunu bana şimdi söylüyorsun?”
Baran cebinden başka bir kâğıt çıkardı.
“Çünkü Bahar ameliyata girmeden önce bunu bana verdi.”
Kâğıdı açtı.
Bu kez birkaç satırdan oluşan bir mektuptu.
Bahar'ın el yazısını tanıyordum.
İlk satırı görünce ağlamaya başladım.
“Sevgili kardeşim…”
Daha fazlasını okumakta zorlandım.
Baran mektubu elimden almadı.
Bekledi.
Ben devam ettim.
“Eğer bunu okuyorsan, demek ki korktuğum şey başıma geldi.”
Gözlerim bulanıyordu.
“Bunca yıl seni koruduğunu düşündüm. Ama aslında seni benim yüzümden üzmekten korktum. İnsanların bana bakışlarını gördüğümde, senin de bir gün bana aynı gözlerle bakmandan korktum.”
Mektubu göğsüme bastırdım.
Baran sessizce ağlıyordu.
Okumaya devam ettim.
“Baran'la evlenmemin sebebi senin düşündüğün gibi değildi.”
Kalbim duracak gibi oldu.
Yıllarca içimde taşıdığım o eski şüphe yeniden ortaya çıktı.
Baran'ı neden sevdiğimi, onun neden beni değil Bahar'ı seçtiğini düşündüğüm o geceler…
Mektupta devamı vardı.
“Baran seni de çok seviyordu. Bunu biliyordum.”
Gözlerimi kapattım.
“Bir zamanlar onunla evleneceğini düşündüğünü de biliyordum. Ama sana hiçbir zaman kızmadım. Çünkü sen benim kardeşimsin. Ve seni kaybetmekten hep korktum.”
Yutkundum.
Sonra son satırlardan biri beni tamamen sarstı.
“Baran bana evlenme teklif ettiğinde, ona tek bir şart koştum.”
Başımı kaldırıp Baran'a baktım.
“Ne şartı?”
Baran gözlerini kaçırdı.
Mektubun devamını okudum....