Tam o sırada Murat elinde kahvesiyle verandaya çıktı. Selma ne olduğunu sorduğunda gülümseyerek bunun kuvvetli rüzgârdan kaynaklanmış olabileceğini söyledi. Oysa gece boyunca en ufak bir rüzgâr bile esmemişti.



Selma tartışmak yerine sakin kaldı ve eve girerek güvenlik kamerasının kayıtlarını izledi. Görüntülerde Murat’ın gece yarısı bahçeye girerek kovalarla elmaları topladığı, dalları salladığı, ağaca tırmandığı ve birçok dalı kırdığı açıkça görülüyordu. Daha sonra topladığı elmaları Selma’nın bahçesine dağıtarak olayın doğal bir şekilde gerçekleşmiş gibi görünmesini sağlamaya çalışmıştı.



Selma ertesi gece sağlam kalan bütün elmaları tek tek topladı. Her birine küçük bir etiket bağladı. Etiketlerde “İzinsiz şekilde Selma’nın ağacından alınmıştır.” yazıyordu. Daha sonra bütün elmaları Murat’ın bahçesine düzenli sıralar hâlinde yerleştirdi. Ortasına da dikkat çekici bir tabela koydu:

“Görünüşe göre rüzgâr iki tarafa da esebiliyor.”

Sabah manzarayı gören Murat büyük tepki göstererek site yönetimini çağırdı. Ancak Selma sakin bir şekilde kamera kayıtlarını gösterdi. Görüntülerde Murat’ın gece bahçeye girdiği, ağaca zarar verdiği ve elmaları topladığı net biçimde görülüyordu.

Toplanan deliller doğrultusunda ilgili kurumlar durumu değerlendirdi. Yapılan uzman incelemesinde ağacın zarar gördüğü ancak kurtarılabileceği belirlendi. Murat, meydana gelen zararın giderilmesine katkı sağlamakla yükümlü tutuldu ve toplum yararına çevre düzenleme çalışmalarına katılması yönünde karar verildi. Böylece hem yaptığı davranışın sonuçlarını gördü hem de doğaya katkı sunacağı yeni bir sorumluluk üstlendi.



Bu olayın ardından mahallede bambaşka bir dayanışma başladı. Site yönetimi sonbaharda “Elma Günü” düzenlenmesini önerdi. Selma önce çekinse de daha sonra eşinin yıllar önce söylediği “Biraz zaman ver, seni şaşırtacak.” sözünü hatırladı ve teklifi kabul etti.



Ertesi yıl ağaç yeniden çiçek açtı. Zarar gören bazı dallar eski hâline dönemese de sağlıklı dallar bolca meyve verdi. Mahalle sakinleri bahçede buluştu. Çocuklar elma topladı, büyükler ev yapımı tarifler hazırladı, birlikte keyifli bir gün geçirdiler. Bahçe uzun yıllar sonra yeniden kahkahalarla doldu.



Murat ise bu kez sessizce olanları uzaktan izledi. Günün sonunda çocuklar ona da bir dilim elmalı turta ve bir bardak elma suyu götürdüler. Murat teşekkür ederek ikramı kabul etti. Belki her şey bir anda değişmedi ama o günden sonra Selma’nın ağacıyla ilgili bir daha hiçbir şikâyette bulunmadı. Sınırlarına saygı gösterdi ve komşuluk hukukunu korudu.



Selma zamanla şunu fark etti: Mehmet’in diktiği o küçük fidan artık yalnızca eşinin hatırası değildi. Sabrın, paylaşmanın ve dayanışmanın sembolü olmuştu. Hayatta bazı acılar hiç unutulmasa da sevgiyle büyütülen değerler zamanla çok daha büyük mutluluklara dönüşebiliyordu. Mehmet haklı çıkmıştı.

Gerçekten de ağaca biraz zaman vermek yetmişti.

Çünkü o elma ağacı yalnızca meyve değil, umut da vermişti.

Bunlar da İlginizi Çekebilir