İkinci gün, Lale bir mesaj aldı:

“Lale Hanım, çok üzgünüm… motosiklet kazası geçirdim ve hastanedeyim.
Bugün ve yarın Rauf Bey’in bakımına gelemeyeceğim.”

Lale’nin yüreği buz kesti.

Koşarak kayınpederinin odasına gitti.


Kapıyı açar açmaz ağır bir koku yüzüne çarptı.
Rauf Bey kirliydi, rahatsızdı ve belli ki büyük bir sıkıntı içindeydi.
Gözleri çaresizlikle Lale’ye bakıyor, yardım ister gibiydi.

— Allah’ım… diye fısıldadı Lale, gözyaşları içinde. Onu bu hâlde bırakamam…

Deniz’in öfkeleneceğini biliyordu ama kalbinin sesini dinlemeyi seçti.

Ilık su hazırladı.
Temiz havlular.
Taze kıyafetler.

Yavaşça ona yaklaştı.


— Merak etmeyin… buradayım. Kimse böyle yalnız kalmamalı.

Titreyen elleriyle ona yardım etmeye başladı.
Özenle, saygıyla, şefkatle temizledi.

Ama sırtını temizleyebilmek için gömleğini çıkarması gerektiği anda…

Lale tamamen donup kaldı.

Dünya sessizliğe gömüldü.


Çünkü Rauf Bey’in omzunda…
derin yara izlerinin arasında…
asla unutamayacağı bir şey vardı.

Bir dövme.

Bir kartal…
ve kartalın pençesinde bir gül.

Lale’nin bedeni titremeye başladı.

Çünkü o dövme, yedi yaşından beri hafızasına kazınmıştı.

GERİ DÖNÜŞ – YİRMİ YIL ÖNCE

Lale’nin kaldığı yetimhane yanıyordu.
Çığlıklar.
Duman.
Her yerde alevler…

Küçük Lale içeride mahsur kalmıştı.

— Yardım edin! Lütfen!

O anda bir adam alevlerin arasından koşarak içeri girdi.
Onu tanımıyordu.

Islak bir battaniyeye sardı ve sımsıkı kucakladı.


— Sakın bırakma küçük kız! diye bağırdı adam.

Lale, adamın sırtının yandığını hissetti…
Çünkü tüm acıyı kendine alarak onu koruyordu.

Bilincini kaybetmeden önce adamın omzundaki dövmeyi gördü:
Bir kartal ve bir gül.

Hastanede uyandığında itfaiyeciler ona, “iyi yürekli bir adamın” onu kurtardığını ve adını bile söylemeden gittiğini anlattılar.
Lale onu bir daha hiç görmedi.

Bunlar da İlginizi Çekebilir