Hatta bazı belgeleri imzalatmaya bile çalışmış.

Ancak Kemal Bey her görüşmeyi not etmiş, güvenlik kameralarını saklamış ve avukatını da önceden bilgilendirmiş.

"Dün gece sizi düğünde küçük düşürmesinin nedeni de buydu," dedi avukat.

"Boşanma tamamlandıktan sonra kendisini tek mirasçı sanıyordu."

Tam o sırada Kemal Bey telefonunu masaya koydu.

"Dün gece yaptığı bir hata daha var."

Telefonun ekranında güvenlik kamerasından alınmış görüntüler vardı.

Koray ile Selin düğünden hemen sonra otoparkta konuşuyorlardı.

Koray gülerek şöyle diyordu:

"Babamın mirası birkaç güne benim olacak. Ondan sonra kimseye ihtiyacım kalmayacak."

Kemal Bey videoyu durdurdu.

"Ne yazık ki planı gerçeklere dayanmıyordu."

Öğlene doğru Koray bizi aradı.

Sesindeki özgüven hâlâ yerindeydi.

"Belgeleri imzaladın mı?"

İlk kez ben gülümsedim.

"Hayır."

"Neden?"

"Çünkü artık acelem yok."

O sırada telefonu Kemal Bey aldı.

"Koray."

Karşı tarafta sessizlik oldu.

"Bu sabah avukatımla görüştüm. Seni vasiyetimden tamamen çıkardım."

Uzun bir sessizlik...

Sonra Koray'ın sesi titredi.

"Baba... Ne diyorsun sen?"

"Yıllardır emek veren insanları harcadın. Karını kızının düğününde aşağılamayı seçtin. Ben de bugün bir seçim yaptım."

Telefon kapandı.

Aradan birkaç hafta geçti.

Koray'ın açtığı boşanma davası devam ederken şirket yönetim kurulu da toplandı.

Muhasebe kayıtları incelendi.

Şirket çalışanlarının büyük bölümü benim yıllardır görünmeden yürüttüğüm emeği anlattı.

Koray ise aldığı yanlış kararlar nedeniyle yönetim kurulundaki desteğini kaybetti.

Kısa süre sonra genel müdürlük görevinden ayrılmak zorunda kaldı.

Selin de şirketten istifa etti.

Duyduğuma göre birlikte kurmayı planladıkları yeni hayat, daha başlamadan bitmişti.

Aylar sonra Ece ile birlikte Kemal Bey'i ziyaret ettik.

Bahçede çay içerken bana gülümsedi.

"İnsan bazen evladını değil, doğru olanı seçmek zorunda kalır."

Ben de onun elini tuttum.

"O sabah bizi aramasaydınız hayatımız bambaşka olurdu."

Başını salladı.

"Asıl önemli olan şu Rüya... İnsanların gerçek yüzü bazen en mutlu görünen günlerde ortaya çıkar."

O gün eve dönerken içimde ne öfke vardı ne de intikam duygusu.

Sadece derin bir huzur hissediyordum.

Koray, kızımızın düğününü benim hayatımı yıkacağı gün sanmıştı.

Oysa aynı düğün, yıllardır kurduğu bütün hesapların çöktüğü ve herkesin gerçek karakterinin ortaya çıktığı gün olmuştu.

Ve ben o gün şunu öğrendim:

Bazen en büyük adalet mahkeme salonlarında değil, insanın kendi yaptığı seçimlerin kaçınılmaz sonucunda tecelli eder.

Bunlar da İlginizi Çekebilir