Nalan, Sevil’e sarılırken gözyaşları içinde sadece şunu söyledi:
“Geç kaldım ama artık seni bırakmayacağım.”
Ben ise kucağımda kendi kızımı tutuyordum.
O gün anladım ki bazen bir aileyi parçalayabilecek kadar büyük görünen sırlar, doğruyu öğrenince insanları yeniden birbirine bağlayabiliyordu.
Kızımızın kolundaki doğum lekesi hiçbir felaketin habercisi değildi.
Ama bize çok önemli bir ders vermişti:
Bir insan geçmişindeki yaralarla yüzleşmezse, o yaraların korkusunu geleceğine taşıyabilir.
Nalan sonunda geçmişini değiştiremediğini ama bundan sonrasını değiştirebileceğini öğrendi.
Ve kızımız büyüdükçe ona her baktığında, yıllarca kaybettiği kızını değil, ailesinin yeniden bir araya gelmesini hatırladı.
Çünkü bazen hayat bize ikinci bir şans vermez.
Ama verdiğinde, onu korkuyla değil, sevgiyle karşılamak gerekir.