Eda çantasından son bir zarf çıkardı.

"İşte asıl hediyen bu."

Aylin titreyen elleriyle zarfı açtı.

İçinden altı farklı fotoğraf çıktı.

Her fotoğrafın arkasında aynı cümle yazıyordu.

"Babam hem annem hem babam oldu."

Aylin hıçkırmaya başladı.

"Ne olur beni affedin."

Bu kez en küçük kızım konuştu.

"Affetmek başka, unutmak başka anne."

Aylin dizlerinin üzerine çöktü.

"Bir şans daha istiyorum."

Eda yanına yaklaştı.

"Biz senden para istemedik. Miras istemedik. Yıllarca tek istediğimiz şey bir telefondu."

Aylin başını öne eğdi.

Söyleyecek hiçbir sözü kalmamıştı.

Tam o sırada damadım Emre mikrofonu aldı.

"Bugün burada bir aile kuruyoruz. Ama aileyi kan bağı değil, emek oluşturur."

Ardından bana döndü.

"Baba... Sana bir şey söylemek istiyorum."

Şaşkınlıkla baktım.

"Bugünden sonra sen sadece Eda'nın babası değil, benim de babamsın."

Salon alkışlarla doldu.

Boğazım düğümlendi.

Hayatım boyunca güçlü olmaya çalışmıştım ama o an gözyaşlarımı tutamadım.

Düğün yeniden neşeyle devam etti.

Aylin ise sessizce masasına oturdu.

Kimse onu dışlamadı.

Kimse hakaret etmedi.

Ama yıllarca boş bıraktığı sandalyenin artık başkaları tarafından doldurulduğunu ilk kez gerçekten fark etti.

Gece bitmeden yanıma geldi.

"Çocukları çok güzel yetiştirmişsin."

Gülümsedim.

"Ben sadece elimden geleni yaptım."

"Beni hiç affedebilecek misin?"

Uzun süre cevap vermedim.

Bunlar da İlginizi Çekebilir