Selin başını kaldırdı.
—Hamile bir kadın çok duygusal olabilir. Hepimiz biliriz.
Gözlerimi ona diktim.
—Aynı zamanda konuşmaları kaydetmeyi de öğrenebilir.
Bir an nefesi kesildi.
Sadece bir an. Ama ben gördüm.
Murat da gördü.
—Sus, Fatma —dedi dişlerinin arasından.
Bir adım öne çıktım.
—Sen röportajlarda “acını” anlatırken, ben adli tıptaydım. Selin siyah-beyaz fotoğraflar paylaşıp Elif’e “hassas ruh” derken, ben kızımın gizli telefonunu polise teslim ediyordum.
Cami tamamen dondu.
—Kızım mesajları, ses kayıtlarını, banka hareketlerini, değiştirilmiş reçeteleri ve tehditleri sakladı.
Selin geri çekildi.
—Yalan!
—“O bebeği doğurursa Murat’ın geleceğini mahveder, yok olmalı” diye yazdığın mesaj da mı yalan?
Birkaç kadın ellerini ağzına götürdü.
Murat bana doğru hamle yaptı ama iki adam önüne geçti. Biri sivil giyimliydi: Komiser Emre Kaya.
—Sakin olun, Murat Bey —dedi.
Murat öfkeyle konuştu.
—Karımın cenazesine polis mi getirdiniz?
—Hayır —dedim—. Seni getirdim.
Avukat çantasından siyah bir USB çıkardı.
—Elif’in son talimatı vardı —dedi—. Eğer Murat Demir cenazeye Selin Kara ile birlikte gelirse, “Katedral” adlı dosya oynatılacaktı.
Selin’in yüzü bembeyaz oldu.
Murat’ın sesi düştü.
—Hayır…
Artık sesi aristokrat bir iş adamına ait değildi. Köşeye sıkışmış bir adama aitti.
—Kerem, bunu yaparsan seni bitiririm.
Avukat gözünü bile kırpmadı.
—Korkarım artık çok geç.
Komiser işaret verdi. Müezzin, titreyen ellerle USB’yi ses sistemine bağladı.
Dizlerimin çözüleceğini hissettim.
Bu kaydı bir kez duymuştum. Savcılıkta. O günden beri Elif’in sesi her gece rüyalarıma giriyordu.
Murat altara doğru yürümeye çalıştı ama Komiser Kaya yolunu kesti.
—Ne yaptığınızı bilmiyorsunuz —diye hırladı Murat.
—Çok iyi biliyorum —dedi komiser—. Siz de biliyorsunuz.
Ekranda dosya belirdi:
“Catedral.mp3”
Selin ağlıyordu ama bu bir üzüntü değil, korkuydu.
Murat ona döndü.
—Sen bana hiçbir şey kaydetmediğini söylemiştin!
Bu cümle bile herkesin gerçeği anlamasına yetti.
Polis parmağını oynatmak üzereydi.
Ve tam o anda, Elif’in sesi camiyi doldurmadan hemen önce Murat bağırdı:
—Eğer o kayıt oynarsa hepimiz biteriz!
Ama asıl gerçek henüz ortaya çıkmamıştı…
BÖLÜM 3
Önce bir parazit sesi duyuldu.
Sonra Elif’in zayıf sesi, İstanbul’daki tarihi caminin içinde yankılandı.
—Murat… lütfen… boğazım yanıyor… nefes alamıyorum.
Gözlerimi kapattım.
Kız kardeşim Ayşe sessizce ağlamaya başladı.
Ardından onun sesi geldi. Soğuk, metal gibi.
—Abartma. Çayını iç.
—Tadı garip…
—Normal. Selin getirdi. Sakinleşirsin.
Bir çarpma sesi duyuldu. Bir fincanın yere düşmesi gibi.
Elif zor nefes alıyordu.
—Bebek çok hareket ediyor…
Murat kısa bir kahkaha attı.
—Umarım o da sakinleşir. Yoksa herkes bunu senin krizlerin sanır.
Caminin içinde bir inleme yayıldı. Arka sıralardaki bir kadın yüksek sesle dua etmeye başladı.
Kayıt devam etti.
—Şirketi sana bırakmayacağım —diye fısıldadı Elif—. Hisseleri biliyorum. Baban bana verdi çünkü seni tanıyordu.
Bir sessizlik oldu.
Sonra Murat’ın sesi değişti. Alay yoktu artık. Saf öfke vardı.
—Salak. Gerçekten yaşayabileceğini mi sandın?
Kayıt bir anda kesildi.
Kimse konuşmadı.