"Nasıl yani kaçmak zorundaydı? Kimden? Neden bahsediyorsunuz?" diye fısıldayabildim titreyen dudaklarımla.
Polis memuru derin bir nefes aldı, gözleri evin içine, karanlık koridora doğru kaydı. "Kocanız Orhan Bey içeride mi?" diye sordu fısıltıyla.
Başımı salladım. "Evet, yatak odasında, uyuyor. Lütfen bana neler olduğunu anlatın!"
"Zehra Hanım, dün pazarda o bilekliği satan kadın gerçekten de kızınız Cemre'ydi," dedi memur, beni omuzlarımdan tutup sakinleştirmeye çalışarak. "Kızınız son birkaç aydır birimimizle gizlice iletişim halindeydi. Sizin her pazar o bit pazarına gittiğinizi, o tezgahlarda eski eşyalar aradığınızı çok iyi biliyordu. Sizinle doğrudan iletişime geçemezdi çünkü kocanızın onu ve sizi öldürmesinden korkuyordu."
"Orhan mı? Kocam mı?" Beynim uyuşmuştu. Dünyanın en sakin, en sıradan adamı olan kocamın bir cinayetle, bir ölüm tehdidiyle ne ilgisi olabilirdi?
"Kocanız Orhan Bey'in size her zaman anlattığı gibi basit bir kuyumcu ustası olmadığını maalesef kısa süre önce öğrendik. On yıl önce, Cemre'nin kaybolduğu o gecenin hemen öncesinde, kızınız babasının atölyesine sürpriz yapmak için gitmişti. Orada, Orhan Bey'in yeraltı dünyasına ait milyonlarca dolarlık çalıntı elmasları parçalayıp erittiğini ve o gece işlediği kanlı bir cinayeti kendi gözleriyle gördü."
Duyduklarım gerçek olamazdı. Midemden boğazıma doğru yükselen o acı suyu yutkunarak bastırmaya çalıştım.
"Kocanız onu fark ettiğinde," diye devam etti polis, "Cemre'yi, eğer polise giderse sizi öldürmekle tehdit etmiş. Cemre'nin o gece kaçmaktan, izini kaybettirmekten başka çaresi kalmamış. Ama kaçarken, babasının o çalıntı taşlardan birini, hani şu an elinizde tuttuğunuz bilekliğin üzerindeki o büyük taşı, hatıra olsun diye taktığı o bilekliğin içine yerleştirdiğini de biliyormuş."
Polis memuru elini uzattı. "O büyük taş, Zehra Hanım... O sadece bir süs değil. On yıl önce işlenen o cinayetin ve çalınan o büyük mücevher soygununun tek fiziksel kanıtı. Özel bir kesimi ve sadece mikroskopla görülebilen bir seri numarası var. Kocanız on yıl boyunca o bilekliği aradı. Dün gece siz uyurken, bilekliği aldığınızı gördüğü için sizi öldürüp bilekliği alıp kaçmayı planlıyordu. Ancak biz, Cemre'nin ihbarı ve planı sayesinde dün geceden beri evinizi sivil ekiplerle izliyorduk."
Tam o anda, evin içinden korkunç bir çatırtı koptu. Arka bahçeye açılan cam kapının büyük bir gürültüyle kırıldığını duydum gorsele ilerlyn devamı sonraki sayfya gecip okuyunz...