“Evet. Sahibine geri vermek istiyorum.” “Normalde bağış yapanların bilgilerini vermeyiz.” “Anlıyorum,” dedim. “Ama kızım buna sonsuzluk yüzüğü dedi. En azından denemek istiyorum.” Kâğıt sesleri geldi. “Hatırladım,” dedi. “Yaşlı bir kadın. Oğlu getirmişti.” Bir dakika sonra geri döndü. “Bunu yapmamam lazım ama… benim yüzüğüm olsaydı ben de bulunmak isterdim.” Bana bir adres verdi. “Doğru olanı yaptın,” dedi. Umarım öyledir diye düşündüm. Ertesi gün komşu ergen çocuğa pizza rüşveti verip çocuklara bir saat bakmasını istedim. Şehrin diğer ucundaki küçük bir tuğla eve gittim. Kapıyı yaşlı bir kadın açtı.

“Claire burada mı yaşıyor?” dedim. Şüpheyle baktı. “Ben Gökhan. Sanırım eski çamaşır makinenizi ben aldım.” Yumuşadı. “Elimi kolumu bağlayan o makine mi?” dedi. Gülümsedim. Cebimden yüzüğü çıkardım. “Bu tanıdık geliyor mu?” Kadının bütün vücudu dondu. “Bu benim evlilik yüzüğüm,” diye fısıldadı. Eli titriyordu. “Onu sonsuza kadar kaybettim sanıyordum.” Avucuna bıraktım. Göğsüne bastırdı. “Kocam bana bunu 20 yaşımızdayken verdi,” dedi. “Yıllar önce kaybettim. Evi altüst ettik.” Sandalyeye oturdu. “Oğlum bana yeni makine aldı. Eskisini götürdüler. Onunla birlikte gitti sandım. Sanki onu ikinci kez kaybetmiş gibiydim.” “Adı Leo muydu?” diye sordum. Gülümsedi. “Evet. Leo ve Claire. Sonsuza kadar.” Sonra bana baktı. “Çoğu insan bunu geri getirmezdi.” “Kızım buna sonsuzluk yüzüğü dedi,” dedim. “Başka seçenek bırakmadı.” Güldü, sonra ağladı. Bana sarıldı. “Leo seni severdi,” dedi. “İyi insanlara inanırdı.” Ben de bir tabak kurabiye ve garip bir duygu ile eve döndüm. Evde hayat yine kaosa döndü. Banyolar. Her yere sıçrayan su. Hazel havlu “çok sert” diye ağlıyor. Nora “ben deniz canlısıyım” diye küvetten çıkmıyor.

Bunlar da İlginizi Çekebilir