Boğazım düğümlendi.

“Buradayım Fatma Hanım.”

Birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra yastığının altından küçük bir zarf çıkardı.

“Bunu… ben öldükten sonra aç,” dedi.

“Saçmalamayın, siz iyileşeceksiniz.”


Başını hafifçe salladı.

“Bana söz vermiştin.”

O an gözlerim doldu.

Zarfı aldım.

Ertesi sabah hastaneden telefon geldi.


Fatma Hanım gece uykusunda vefat etmişti.

Cenazesinde sadece birkaç komşu vardı.

Çocuklarından hiç kimse gelmedi.

O akşam eve döndüğümde masaya oturdum ve bana verdiği zarfı açtım.

İçinde bir mektup ve eski bir banka defteri vardı.


Mektupta şöyle yazıyordu:

“Sevgili oğlum,

Belki de sana böyle hitap etmeye hakkım yok. Ama aylar boyunca bana gösterdiğin iyilik, bana gerçek bir evladın sevgisini hissettirdi.

Sana söz verdiğim parayı hiç ödeyemedim. Çünkü aslında sana verecek param yoktu.

Ama sana başka bir şey bırakmak istedim.


Yıllarca küçük küçük biriktirdiğim tüm paramı bankada sakladım.

Çocuklarım için saklıyordum.

Ama onlar beni çoktan unutmuş.

Bu yüzden hepsini sana bırakıyorum.

Çünkü sen bana parayla değil, kalbinle yardım ettin.”

Ellerim titriyordu.

Banka defterine baktım.

İçinde beklediğimden çok daha fazla para vardı.

Ama o an düşündüğüm tek şey para değildi.

O evde, yalnız başına yaşayan o yaşlı kadının bana bıraktığı en büyük şey para değil, verdiği ders olmuştu.

Bazen hayat bize aile olarak kan bağını değil…

İyiliği seçen insanları verir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir