Merak edip mektuplardan birini elime aldım.
Zarfın üzerinde Fatma Hanım’ın titreyen el yazısı vardı. Ama üzerinde kırmızı bir damga bulunuyordu: “Alıcı bulunamadı – iade edildi.”
Hepsi açılmamıştı.
Hepsi geri dönmüştü.
O an içimde tuhaf bir his oluştu. Ama yine de mektupları yerine koydum. Fatma Hanım’ın özel hayatına karışmak istemedim.
O akşam ona hiçbir şey sormadım.
Sadece sessizce akşam yemeğini hazırladım.
Ama ertesi hafta eve gittiğimde kapıyı kimse açmadı.
Normalde bastonunun sesi içeriden duyulurdu.
O gün ise ev tamamen sessizdi.
Komşulardan biri beni görünce yaklaştı.
“Evladım… Fatma Hanım dün gece hastaneye kaldırıldı,” dedi.
Kalbim sıkıştı.
Hemen devlet hastanesine koştum.
Onu yoğun bakım odasında buldum. Çok zayıflamıştı. Gözleri yarı kapalıydı.
Elini tuttum.
Bir süre sonra beni fark etti ve hafifçe gülümsedi.
“Geldin mi oğlum…” dedi.