Güncel karbonat
Kadın ise kendinden son derece emin bir şekilde gülümsüyordu. Kırmızı rujlu dudakları, omuzlarına attığı pahalı kaşmir paltosu ve boynundaki parıltılı incilerle, yıllar önce beni terk ettiği o derme çatma, yoksul evden çok uzak bir hayat kurduğu belliydi. Ama belli ki televizyonda gördüğü o başarılı çocuk, onun banka hesabını daha da şişirecek yeni bir fırsat kapısıydı.

“Hadi Emre,” dedi tatlı görünmeye çalışan ama kelimelerinin altındaki o zehri gizleyemeyen bir sesle. “Baban… Yani sana babalık taslayan bu adam, yıllarca seni kandırdı. Seni benden kopardı. Şimdi gerçek ailene, kanından olan insana dönme vakti. O kâğıdı imzala, hem o sahtecilikten hapse girmekten kurtulsun hem de biz hak ettiğimiz o güzel hayata başlayalım. Beraber.”

Kâğıda bir kez daha baktım. Sessizlik uzadıkça uzadı, adeta havada asılı kaldı. Sonra ciğerlerimi dolduracak kadar derin bir nefes aldım, belgenin tam ortasından tuttum ve büyük bir çatırtıyla gözümü bile kırpmadan ikiye yırttım.


Kadının yüzündeki o sahte, kendinden emin gülümseme anında silindi. “Ne yapıyorsun sen?” diye tısladı şaşkınlıkla.

“Biliyorum,” diye fısıldadım.

Sesim o kadar sakindi ki, ben bile kendi sükûnetime şaşırmıştım. Kadın anlamayarak kaşlarını çattı, babam ise yere eğdiği başını aniden kaldırıp yaşlı, inanamayan gözlerle bana baktı. İkisi de ne demek istediğimi kavrayamamıştı. Yırttığım kâğıtları dörde, sonra sekize böldüm.

“Biliyorum,” diye tekrarladım, bu kez sesim daha gür, daha net ve kesindi. Adımlarımı atıp babamın yanına geçtim ve elimi onun titreyen omzuna sıkıca koydum. “Onun benim biyolojik babam olmadığını yirmi iki yıl sonra senden, bu ucuz numarayla öğrenmiyorum. Bunu yıllar önce öğrendim.”

Babamın dudaklarından boğuk, acı dolu bir hıçkırık koptu. Bana inanamayan gözlerle, adeta bir mucize görüyormuş gibi bakıyordu. “Emre…” diye mırıldandı zar zor duyulan, çatallı bir sesle.

Bunlar da İlginizi Çekebilir