Burak’ın başı hızla kalktı, gözlerindeki o tarifsiz korku yerini devasa bir sevgiye, inanamayışa bıraktı. Sıkıca ellerimi kavradı, sanki bir daha hiç bırakmamak istercesine.

Kadına son bir kez baktım. “Şimdi lütfen defol git. Çünkü babamla kutlamamız gereken çok önemli bir mezuniyetimiz var.”

Kadın, beklemediği bu tepki karşısında sarsılarak bir adım geri çekildi. Yüzündeki o sahte zafer ifadesi tamamen çökmüştü. Kalabalığın sessizliği yerini devasa bir alkış tufanına ve uğultulara bırakırken, o arkasını dönüp stadyumun çıkışına doğru başı önde yürümeye başladı.

Babamla sahanın ortasında kalakalmıştık. Hıçkırarak bana sarıldığında, on sekiz yıl boyunca omuzlarında taşıdığı o devasa sırrın ve kaybetme korkusunun yükü nihayet kalkmıştı. O gün diplomalardan çok daha büyük bir şey kazanmıştık. O an anladım ki; birini sevmek için aynı kanı taşımaya gerek yoktu. O beni çöpten çıkarıp kalbinin en güzel köşesine koymuştu. Benim dünyadaki tek gerçeğim, bana “kızım” diyen bu adamdı ve bu, ömrümün sonuna kadar asla değişmeyecekti.

Bunlar da İlginizi Çekebilir