Ben artık altmış beşimi geçtim. İnsan gençliğinde nasıl hoyrat davranıyorsa yıllar geçtikçe o kadar yumuşuyor, kabukları incele incele dökülüyor. Bir zamanlar gürültüyle yürüdüğüm bu köyün toprak yollarında şimdi sessiz adımlarla ilerliyorum. Gücüm de kalmadı eskisi gibi, hevesim de… Ama içimde ne varsa en çok kızım Zehra’ya karşı mahcubiyet.
O gün yine bahçedeydim. Elimde çapayla domateslerin diplerini eşeliyordum. Zehra kaç defa söylemişti bana: “Baba, doktor yasak dedi sana böyle şeyleri!” Ama işte… Toprak beni çağırıyor, ben de dayanamıyorum. Kendimi tutamadım, eğildim, kalktım derken bir anda belimde bir sızı, gözlerimin önü karardı. Duvarın dibine çöktüm.. Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsiniz..

Bunlar da İlginizi Çekebilir