— Senden sadece tek bir şey istiyorum.
— Nedir?
Derin bir nefes aldı.
— İki kolumu kaybettiğim kazanın gerçek sorumlusunun kim olduğunu asla öğrenmeye çalışma.
Şaşkınlıkla kaşlarımı çattım.
— Neden?
Birkaç saniye sustu, sonra neredeyse fısıldayarak cevap verdi:
— Çünkü direksiyonun başında öz oğlum vardı… ve bugün hâlâ bütün dünya kazanın suçlusunun ben olduğumu sanıyor.
Tek kelime bile edemedim.
Pencereye döndü ve sessizce ekledi:
— Eğer gerçek ortaya çıkarsa, uzun yıllar hapse girecek. Bu yüzden bu sırrın benimle birlikte mezara gitmesini istiyorum.
O anda anladım ki evliliğimizdeki en büyük sınav ne yaş farkımız ne de onun kollarını kaybetmiş olmasıydı; asıl sınav, yıllardır içinde sakladığı bu sırdı.