“Oraya oğlumun adını mı verdin?”

“Evet. O yelkenli olmasaydı sizinle karşılaşmayacaktım.”

Dosyalarda faaliyet raporları, eğitim fotoğrafları ve destek veren kuruluşların belgeleri vardı.

“Yüz kırktan fazla genç programı tamamladı. Yetmişten fazlası düzenli işe yerleşti. Bazıları kendi işletmesini açtı. Herkesin hayatı hemen düzelmiyor ama artık gidebilecekleri bir yer var.”

Ahşap kutuyu açtım. İçinden kırmızı kumaştan yapılmış küçük bir yelkenli çıktı.

“Bunu atölyemizde eğitim gören bir genç hazırladı. Artık tekstil sektöründe çalışıyor.”

Altındaki kartta şöyle yazıyordu:

“Bazen bir insanın yeniden yürüyebilmesi için yanında durmak yeterlidir.”


Baran kutunun dibindeki mavi dosyayı önüme koydu.

“Bir şey daha var.”

Dosyada eski bir okul binasının tapu belgesi örneği, tadilat evrakları ve vakfın kullanımına ilişkin belgeler bulunuyordu.

“Geçen yıl bu binayı satın aldım. Gençlerin kalabileceği odalar, derslikler ve üretim mutfağı hazırladık. Açılışta bulunmanızı istiyorum.”

“Baran, bunlar harika ama ben ne yaptım ki?”

Yüzü ciddileşti.

“10 lira hayatımı tek başına kurtarmadı. O parayla yalnızca yemek alabildim. Sonra çalıştım, hata yaptım, başka insanlardan yardım gördüm. Ama siz bana değersiz olmadığımı hissettirdiniz.”

Elimi tuttu.


“Kendi acınızla mücadele ederken yanımda oturdunuz. Beni yalnızca yardıma muhtaç biri olarak görmediniz. Ben de yıllarca başkalarına aynı duyguyu yaşatmaya çalıştım.”

Tam konuşacakken kutunun köşesindeki eski bir zarfı fark ettim.

“Bu nedir?”

Baran dikkatlice aldı.

“Ceketin astarını geçen yıl tamir ettirirken terzi buldu. İçeride saklanmış.”

Zarfı açtığımda el yazısını hemen tanıdım.

Alaz'ın yazısıydı.

“Bu nasıl mümkün olabilir?”


“İçindekini okuyunca size getirmeden edemedim.”

Titreyen ellerimle sayfayı açtım.

“Anneciğim, bunu bir gün bulursan...”

Alaz, hastalanmadan önce okul için bir kompozisyon yazmıştı. Hayatta örnek aldığı insanı anlatıyordu.

“Bazen hiçbir şeyimiz yokmuş gibi davranıyorsun ama bence çok zenginiz. Çünkü sen insanlara yardım ediyorsun. Geçen gün paramız az olduğu hâlde komşumuza ekmek aldın. Neden yaptığını sorduğumda bir gün bizim de yardıma ihtiyacımız olabileceğini söyledin.”

Gözyaşlarım kâğıda damlıyordu.

“Büyüyünce iyi para kazanacağım. Sen hiç yorulmayacaksın. Bir de sokakta kalan çocuklar için büyük bir ev yapacağım. Kimse üşümeyecek.”

Son satırda şunlar yazıyordu:

“O evin kapısına kırmızı bir yelkenli asacağım. Çünkü bana rüzgâr ne kadar sert eserse essin yolumu bulabileceğimi söyledin. Seni seviyorum anne.”

Baran sessizce bekledi.

“Binanın planını hazırlamıştık,” dedi sonunda. “Mektubu okuyunca barınma bölümünü genişlettik. Oğlunuzun hayalindeki eve benzemesini istedim.”

Ona sarıldım. Uzun süre konuşamadık.

Birkaç hafta sonra açılışa gittik. Kapıda onlarca genç vardı. Bazıları misafirleri karşılıyor, bazıları hazırladıkları yiyecekleri sunuyordu.

Binanın girişinde büyük kırmızı bir yelkenli asılıydı.

Baran kurdeleyi kesmem için makası uzattı.

“Bunu sizin yapmanız gerekiyor.”

“Hayır,” dedim. “Birlikte yapacağız.”

Tam o sırada arkamızdan genç bir ses yükseldi.

“Baba, Nergis nineye hediyesini vermeyi unuttun!”

Kıvırcık saçlı bir çocuk koşarak yanımıza geldi. Baran'ın oğlu Alaz'dı.

Elindeki küçük yelkenli anahtarlığı bana uzattı.

“Bunu ben yaptım. Babam sizin çok önemli biri olduğunuzu söyledi.”

Dizlerimin üzerine çöktüm.

“Sen de çok önemlisin, canım.”

“Ben büyüyünce burada öğretmen olmak istiyorum,” dedi. “Babam gibi.”

Baran'la birlikte kurdeleyi kestik.

İçeri girdiğimde duvarda eski bir otobüs tarifesi gördüm. Üzerinde yirmi altı yıl önce yazılmış adım duruyordu.

Altındaki levhada şu cümle vardı:

“Bu ev, iki yabancının birbirine yalnız olmadığını hatırlattığı bir günden doğdu.”

O gece eve döndüğümde Alaz'ın mektubunu yatağımın yanına koydum. Pencereyi açıp gökyüzüne baktım.

“Başardın oğlum,” diye fısıldadım. “Sen o evi gerçekten yaptın.”

Oğlumun yaşayamadığı yılların acısı dinmemişti. Ama artık bir şeyi biliyordum: O gün verdiğim son 10 lira geri dönmemişti. Ondan çok daha değerli bir şeye dönüşmüştü.

Alaz'ın yarım kalan hayali, başka insanların hayatında yaşamaya devam ediyordu.

Bunlar da İlginizi Çekebilir