Sözlerim üzerine başını eğdi.
O gece Neriman'ı evimden gönderdim. Onu affedebilecek durumda değildim. Ancak Cevdet'in anlatacakları henüz bitmemişti.
"Bir şey daha var," dedi.
Korkuyla yüzüne baktım.
"Sen yeniden evlenmedin, değil mi?"
Başını salladı.
"Hayır. Ama bir kızım var."
Sanki kalbime ikinci kez bir bıçak saplanmıştı.
Cevdet gözlerimin dolduğunu görünce elimi tuttu.
"Onu yıllar önce evlat edindim. Annesi, birlikte çalıştığım bir hastanede hayatını kaybetti. Küçücük bir bebekti. Kimsesi yoktu."
Cevdet, kızına benim yıllarca anlattığım küçük bahçeli evimizin hayalini aktarmıştı. Kızının adı Sevgi'ydi ve şimdi kendisinin de iki çocuğu vardı.
"Onlar da seninle tanışmak istiyor."
O gece sabaha kadar konuştuk. Kaybettiğimiz gençliğimizi, hiç doğmamış çocuklarımızı ve yaşayamadığımız bütün yılları düşündük.
Ertesi sabah Cevdet'le yıllar önce nikâh kıydığımız belediyenin önüne gittik.
Cebimden eski yüzüğümü çıkardım. Cevdet de kendi yüzüğünü avucuna aldı.
"Biz hâlâ evliyiz," dedim.
Cevdet gülümsedi.
"Evet. Ama seni yeniden eşim olmaya davet etmek istiyorum."
Birkaç hafta sonra küçük bir aile töreni düzenledik. Sevgi ve çocukları da yanımızdaydı. Cevdet'in torunlarından küçük olanı bana sarılıp ilk kez "Babaanne" dediğinde gözyaşlarımı tutamadım.
Neriman törene gelmedi. Ona bir mektup yazmış, yaptıklarını henüz affedemediğimi, fakat gerçeği itiraf ettiği için teşekkür ettiğimi söylemiştim. Bir gün yeniden konuşabileceğimizi de eklemiştim.
Cevdet'le sonunda küçük bahçeli bir eve taşındık. Her sabah birlikte çay içmeye, akşamları bahçemizde oturmaya başladık.
Bir gün ona elli beş yıl beklediğim için pişman olup olmadığımı sordu.
Elini tuttum.
"Kaybettiğimiz yıllara üzülüyorum," dedim. "Ama seni sevdiğim için değil."
Sonra eski metal yüzüklerimizi küçük bir kutuya yerleştirdik. Kutunun üzerine Cevdet kendi elleriyle şu cümleyi yazdı:
"Bizi birbirimizden ayıranlar geçmişimizi çaldı. Ama kalan hayatımızı nasıl yaşayacağımıza yalnızca biz karar vereceğiz."
O gün anladım ki sevgi yalnızca birini yıllarca beklemek değildi. Bazen geçmişin acısını kabul edip kalan zamanı birlikte güzelleştirmekti.
Artık kaybettiğimiz elli beş yılı saymıyorum. Çünkü her sabah gözlerimi açtığımda Cevdet'in yanımda olduğunu görüyorum.
Ve hayatımda ilk kez, geçmişte yaşayamadığım günlerin yasını tutmak yerine önümdeki günlerin kıymetini biliyorum.

Bunlar da İlginizi Çekebilir