Kısa sürede bu ziyaretler gelenek hâline geldi.
Öğretmenler, veliler ve mahalledeki insanlar da destek olmaya başladı.
Kimi oyuncak getirdi.
Kimi kitap.
Kimi de çocukların ailelerine yemek hazırladı.
Küçücük bir iyilik, hiç beklemediğimiz kadar büyümüştü.
Aylar sonra doktorlar güzel haber verdi.
Tedavi beklenenden daha olumlu ilerliyordu.
Henüz her şey bitmemişti ama hastalığın büyük ölçüde kontrol altına alındığını söylediler.
Ece’nin gözlerindeki umut yeniden canlanmıştı.
İlk saç telleri çıkmaya başladığında aynanın karşısında uzun süre kendine baktı.
Sonra gülümseyerek Emre’ye döndü.
“Bak…” dedi.
“Birlikte uzatacağız.”
Emre kahkaha attı.
“Bu sefer sen benden önce uzatırsın.”
İkisi de çocukça gülmeye başladı.
O günü asla unutamam.
Yıllar geçti.
Ece tamamen iyileşti.
Üniversiteyi kazandı.
Emre de hayalini kurduğu bölüme yerleşti.
Hayat onları farklı sınavlardan geçirse de birbirlerinden hiç vazgeçmediler.