Haberin sızmasıyla birlikte yargı camiası adeta birer barut fıçısına dönerken, bu akrabalık bağının bugüne kadar neden gizlendiği sorusu büyük bir merak uyandırdı. İddiaların merkezindeki isim, geçmişte devletin en kritik kademelerinde görev yapmış, aldığı radikal kararlarla hafızalara kazınmış ve kamuoyunda hem çok sevilen hem de çok tartışılan o dev figürün ta kendisi. Savcının, amcasının ya da dayısının sahip olduğu o sarsılmaz iradeyi ve hukuk bilgisini bu dosyaya yansıtması, Gülistan Doku davasında neden bu kadar hızlı yol alındığının da gizli anahtarı olarak görülüyor. Dosyadaki gizli tanıkların bir bir konuşmaya başlaması ve daha önce “kaybolduğu” iddia edilen kamera kayıtlarının aniden gün yüzüne çıkmasının arkasında, savcının bu güçlü aile geleneğinden gelen “dokunulmaz” duruşunun yattığı öne sürülüyor.

Şu an tüm gözler, savcının yapacağı o tarihi açıklamaya ve bu aile bağının davanın nihai kararına nasıl bir etki yapacağına çevrilmiş durumda. Bir kesim bu durumu “adaletin tecellisi için bir şans” olarak görürken, diğer kesim ise bu çapraz ilişkilerin dosyanın geleceğinde yeni bir kriz yaratıp yaratmayacağını tartışıyor. Sosyal medyada çığ gibi büyüyen “Bakın kimin yeğeni çıktı!” başlıkları, sadece bir akrabalık ilişkisini değil, aynı zamanda devletin derin hafızasının bu karanlık cinayeti aydınlatmak için nasıl devreye girdiğini de simgeliyor. Adliye önünde bekleyen kalabalıklar ve davanın avukatları, sızan bu son bilginin ardından davanın artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı yeni bir döneme girdiğini belirtiyor. Gerçeklerin gün yüzüne çıkmasına ramak kala, bu sarsıcı akrabalık bağı Türkiye’nin hukuk tarihindeki en büyük ifşaatlarından biri olarak yerini almaya hazırlanıyor.

Bunlar da İlginizi Çekebilir