Uçak, gökyüzündeki mavi denizde süzülen bir kuş gibi hissedilirken, birden arka koltuktan gelen bir hareket, huzurlu yolculuğumu tehdit eder hale geldi. Kadın, koltuğunu geri yasladığında, sanki kişisel bir alanım varmış gibi hissetmedi. Bacaklarım, dar koltuğun sıkışıklığında hapsolmuştu ve bu durumu kabul etmek zorunda kalmak sinirlerimi zorluyordu. İçimde bir öfke birikmeye başladı, fakat bunu dışa vurmanın getireceği sorunların da farkındaydım. Belki de bu an, bir şeyleri değiştirmek için bir fırsattı; onun davranışının arkasındaki düşünceleri sorgulamak ve onu daha dikkatli olmaya teşvik etmek. Tüm bu düşünceler kafa karışıklığımın içinde yankılanırken, zihnimde bir plan şekillendi. Biraz cesaret toplayarak, onunla bu durumu paylaşmaya karar verdim.