"Kalk anne," dedim Leyla'ya bakarak, kelimenin ağzımdan çıkarken yarattığı acıyı yutkunarak. Sonra Melek'e döndüm, gözlerine ilk kez gerçekten "kızının" gözleriyle bakarak. "Lütfen, siz de oturun." İkisi de şaşkınlık ve korkuyla bana bakarken kapıya doğru yürüdüm. Portmantodan montumu aldım. "Nereye gidiyorsun?" diye sordu Leyla, büyük bir paniğe kapılarak. "Dışarıya," dedim sakince. "Bütün hayatımın bir yalan olduğu gerçeğiyle ve hiç tanımadığım bir acının ağırlığıyla aynı odada şu an nefes alamıyorum." Kapının kolunu tuttum ve dönüp onlara son kez baktım. "İkinizin de bana, en çok da birbirinize borçlu olduğu koca bir yirmi beş yıl var. Ben geri dönene kadar, ikiniz de o koltukta oturup birbirinize bütün doğruları eksiksiz anlatacaksınız. Kimin ne suç işlediğini, kimin ne acı çektiğini konuşacaksınız. Döndüğümde, darmadağın olmuş bu hayata kiminle ve nasıl devam edeceğime sadece ben karar vereceğim." Kapıyı arkamdan çekerken, içimde koskoca bir enkaz vardı ama adımlarım sokağa ilk defa bu kadar sağlam basıyordu. Geçmişim başkalarının yazdığı karanlık bir yalanın üzerine inşa edilmiş olabilirdi; ancak geleceğimi sadece ben, kendi ellerimle ve sadece gerçeklerle yazacaktım.

Bunlar da İlginizi Çekebilir