Annem gözyaşlarına boğuldu. Yıllardır Murat’ın yalanlarına inandıkları için Berna’dan ve benden özür diledi. Babam, Murat’ı aile şirketindeki tüm ortaklıklardan tek celsede çıkardı. Çevresindeki herkes tarafından dışlanan Murat, kurduğu yalan çemberinin altında ezilip gitti.



Ancak en zor kısım Murat ile yüzleşmek değil, Berna ile kuracağımız yeni düzendi. Berna, Efe’yi sekiz yıl boyunca sevgiyle büyütmüştü. Onun ilk adımlarını, ilk kelimelerini, korkularını biliyordu. Ben ise oğlumu doğurmuş ama onun sekiz yılına hasret kalmış bir anneydim.



Berna ile baş başa oturduk. “Senin yerini almaya çalışmıyorum. Sadece oğlumu tanımak ve kardeşimi geri kazanmak istiyorum,” dedim. Berna gözyaşları içinde başını salladı. “Yavaş yavaş ve dürüstçe yapacağız,” diye söz verdi.



Süreci zamana yaydık. İkizler önce hafta sonları anneannelerinin evinde bir araya gelmeye başladı. İlk başlarda birbirleriyle yarışsalar da kısa sürede aralarındaki kopmaz bağı keşfettiler. İkisi de aynı yemeklerden nefret ediyor, uyurken tek ayaklarını yorgandan dışarı çıkarıyordu. Zamana bıraktığımız bu süreçte iki kardeş birbirine kenetlendi.



Aylar sonra annem koridora yeni bir aile fotoğrafı astı. Fotoğrafta Murat yoktu. Ben ve Berna, ikizlerin arkasında gururla duruyorduk ve ikizler ellerimizi tutuyordu.



Bizden sekiz yıl, güven ve güzel anılar çalınmıştı. Ancak hakikat en sonunda gün yüzüne çıktı. Gerçek bir aile olmak için kimsenin hayatımızdan silinmesine gerek yoktu; sevgi paylaştıkça büyüdü ve biz imkânsız görünen bu acıyı birlikte sararak mucizemize sahip çıktık.



Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

Bunlar da İlginizi Çekebilir