“Çünkü diğer kardeşlerinden farklı olarak o, annesi öldükten sonra çocuk olmasına izin vermemiş kendine.”

Bu cümleyi anlamam birkaç saniye sürdü.

“Ne demek istiyorsun?”

“Annesi gidince kardeşlerinin sorumluluğunu üstlenmiş. Onları korumaya çalışıyor. Eğer başka bir kadın bu eve girerse annesinin yerinin alınacağını düşünüyor. Ve o zaman annesini koruyamamış gibi hissedecek.”

O gece uyuyamadım.

Sabaha karşı Ceren’in odasına gittim.

Kapısı aralıktı.

Kızım yatağında uyuyordu.Gebelik İncele

Başucundaki çekmecenin üzerinde annesinin fotoğrafı vardı.

Fotoğrafın önüne küçük bir not bırakılmıştı.

Üzerinde çocuk yazısıyla:

“Söz verdim anne. Kimse senin yerini almayacak.”

Dizlerimin bağı çözüldü.

Ben kızlarımın acısını çözmeye çalışırken en büyük kızım bütün ailenin yükünü on iki yaşındaki omuzlarında taşıyordu.

Ertesi gün Melike’ye bir şey söyledim.

“Ceren’le konuşmam gerekiyor.”

“Evet.”

“Ne söyleyeceğim?”

Melike yüzüme baktı.Aile Avukatı Bul

“Gerçeği.”

O akşam bütün kızlarımı salonda topladım.

Suna’nın fotoğrafını sehpanın üzerine koydum.

Ceren hemen huzursuzlandı.

“Ne oluyor?”

Yanına oturdum.

“Size özür borçluyum.”

Altı çift göz bana döndü.

“Annenizi kaybettikten sonra hepinizin güçlü olması gerektiğini düşündüm. Çünkü ben güçlü olamazsam bu ev dağılır sandım.”

Boğazım düğümlendi.

“Ama ev zaten dağılmıştı.”Topluluk Bul

Ceren başını eğdi.

“Ve ben, özellikle senden çok fazla şey bekledim.”

Bana baktı.

“Ben bir şey yapmadım.”

“Her şeyi yaptın.”

Elini tuttum.

“Kardeşlerini korudun. Ama sen onların annesi değilsin, Ceren.”

Yüzü bir anda sertleşti.

“Biliyorum!”

“Hayır. Bunu kötü anlamda söylemiyorum.”

Gözlerim doldu.

“Sen benim kızımsın. On iki yaşındasın. Kardeşlerinin bütün acısını taşımak zorunda değilsin.”Takvim Seç

Ceren’in dudakları titredi.

“Birisi taşımalıydı.”

O cümleyi söylediğinde içimde bir şey kırıldı.

“Ben taşımalıydım.”

Ceren ağlamaya başladı.

İlk defa annesinin cenazesinden beri onu böyle ağlarken gördüm.

“Korktum baba!”

Onu kollarımın arasına aldım.

“Biliyorum.”

“Annem giderken bana onları koru dedi.”

Donup kaldım.Mobilya Seç

“Ne?”

Ceren koşarak odasına çıktı.

Bir dakika sonra lacivert defterle geri geldi.

Sayfalardan birini açtı.

Suna’nın el yazısını hemen tanıdım.

Ceren yüksek sesle okumaya başladı.

“Ceren’im… eğer bir gün ben yanınızda olmazsam kardeşlerinin elini bırakma. Ama onların annesi olmaya çalışma. Sen de çocuksun. Babanın da elini bırakma. Birbirinizi koruyun.”

Ceren hıçkırıyordu.

“Ben sadece ilk kısmını hatırladım.”

O anda Masal salondan seslendi.

“Annem kızmadı.”Gebelik İncele

Hepimiz ona baktık.

Masal ayağa kalkıp Ceren’in yanına gitti.

“Annem gitmek istemedi.”

Ceren küçük kardeşine sarıldı.

Evimizin içinde ilk kez acıdan kaçmadan ağladık.

Hep birlikte.

Melike salonun kapısında sessizce duruyordu.

Bir süre sonra yanımıza gelmeden mutfağa yöneldi.

Ceren başını kaldırdı.

“Melike abla.”

Melike durdu.

Ceren gözlerini sildi.

“Sen de oturabilirsin.”

Belki başkası için sıradan bir cümleydi.

Ama bizim evimizde bu, bir duvarın yıkılmasıydı.

Aylar geçti.Takvim Seç

Melike üniversiteden mezun olana kadar bizimle çalışmaya devam etti.

Fakat artık ona “temizlikçi” demek kimsenin aklına gelmiyordu.

Çünkü bize yaptığı şey ev temizlemek değildi.

Bir gün ona yüksek maaşlı, resmi bir iş teklif ettim.

“Şirketimde aile destek programı kurmak istiyorum. Çalışanlarımızın çocukları için. Başında sen ol.”

Şaşkınlıkla bana baktı.

“Ben mi?”

“Sen.”

Gülümsedi.

“Bir şartla.”

“Nedir?”Mobilya Seç

“Kızlarla ilgilenmeye devam ederim.”

Kahkaha attım.

“Onlardan kurtulacağını mı sandın?”

O yıl Suna’nın ölüm yıldönümünde ilk kez mezarlığa hep birlikte gittik.

Ceren annesinin mezarına beyaz papatyalar bıraktı.

İpek saçlarını artık yolmuyordu.

Gizem geceleri daha rahat uyuyordu.

Eylül yeniden kendine güvenmeye başlamıştı.

Nazlı ile Nisa hâlâ yaramazdı ama artık şakalarının sonunda kimse ağlamıyordu.

Masal ise mezarın başında uzun uzun annesine konuştu.

Dönüş yolunda Ceren yanıma yaklaştı.

“Baba?”Aile Avukatı Bul

“Efendim?”

“Melike annemin yerini almadı.”

Boğazım düğümlendi.

“Hayır.”

“Kimse alamaz zaten.”

“Alamaz.”

Bir süre sessiz yürüdük.

Sonra elimi tuttu.

“Ama bu, hayatımıza başka insanların giremeyeceği anlamına gelmiyormuş.”

Başımı salladım.

O gün sonunda benim de anlamam gereken şeyi on iki yaşındaki kızım söyledi.Gebelik İncele

Bazı insanlar hayatımıza kaybettiklerimizin yerini doldurmak için girmez.

Çünkü gerçek sevginin bıraktığı yer zaten doldurulamaz.

Bazı insanlar sadece o boşluğun etrafında yeniden yaşamayı öğrenmemize yardım eder.

Ben milyarlar değerinde bir şirket kurmuştum.

Yüzlerce çalışanı yönetiyor, milyonlarca liralık kararları birkaç dakikada verebiliyordum.

Ama kendi evimdeki altı küçük kalbin neye ihtiyacı olduğunu görememiştim.

Bunu bize, eski bir sırt çantasıyla kapımızdan içeri giren 25 yaşındaki bir genç kadın gösterdi.

Otuz yedi profesyonel bakıcının yapamadığını Melike yaptı.

Kızlarımı susturmadı.

Onları cezalandırmadı.

Onları değiştirmeye çalışmadı.Takvim Seç

Sadece dinledi.

Ve bazen bir aileyi kurtarmak için gereken mucize, çok para, büyük bir ev ya da kusursuz çözümler değildir.

Bazen gereken tek şey, insanların davranışlarının arkasındaki acıyı gerçekten görebilen birinin kapıdan içeri girmesidir.

Biz Suna’yı hiçbir zaman unutmadık.

Onun yerini de hiç kimse almadı.

Ama sonunda şunu öğrendik:

Birini kaybettikten sonra yeniden mutlu olmak, onu unutmak değildir. Onun sevgisini yanına alıp yaşamaya devam etmektir.

Ve bizim evimiz, uzun bir aradan sonra yeniden kahkahaların duyulduğu bir yuva oldu.



Bunlar da İlginizi Çekebilir