Serkan'ın elindeki telefon titremeye başladı. Az önce kendinden son derece emin görünen adam gitmiş, yerine yüzü bembeyaz kesilmiş, ne söyleyeceğini bilemeyen biri gelmişti.

"Ne... Ne diyorsun sen?" diye kekeledi.

Odadaki herkes nefesini tutmuştu. Kayınpederim telefonu Serkan'ın elinden yavaşça aldı ve sakin bir sesle konuştu.

"Artık saklamanın anlamı yok. Herkes gerçeği öğrensin."

Telefonun diğer ucundaki kişi Serkan'ın çalıştığı şirketin yönetim kurulu başkanıydı. Kayınpederim yıllardır aynı şirkette yönetim kurulu üyesiydi ve oğlunun iş hayatındaki bütün yükselişini yakından takip etmişti. Birkaç hafta önce Serkan'ın şirket kaynaklarını kişisel harcamaları için kullandığına dair belgeler eline geçmişti. Ancak oğluna son bir şans vermek istemişti.

Bugün hastanede yaşananları görünce fikri tamamen değişmişti.

"Az önce şirketin avukatlarını aradım." dedi kayınpederim.

"Oğlumun şirketteki tüm yetkileri bu dakika itibarıyla askıya alındı. Pazartesi günü hakkında resmi soruşturma başlayacak."

Serkan'ın dudakları titredi.

"Baba... Bunu bana yapamazsın."

Kayınpederim ilk kez sesini yükseltti.

"Ben bunu sana değil, sen kendine yaptın."

Odaya derin bir sessizlik çöktü.

Buse şaşkınlıkla Serkan'a baktı.

"Sen bana ailenden kimsenin seni bırakmayacağını söylemiştin."

Kayınvalidem gözyaşlarını silerek söze girdi.

"Biz seni dürüst bir evlat yetiştirdiğimizi sanıyorduk. Ama bugün doğum yapmış eşine bunu yapan bir adamı savunacak değiliz."

Serkan çaresizce bana döndü.

"Seni üzmek istememiştim."

İlk kez konuşacak gücü kendimde buldum.

"Beni üzmek istemedin mi? Oğlumuzu dünyaya getirdikten bir saat sonra sevgilini yanıma getirip bunu söyledin."

Söyleyecek tek kelime bulamadı.

Kayınpederim bu kez bana döndü.

"Kızım, senden özür dilerim. Oğlumun yaptıklarının hiçbir mazereti olamaz."

Sonra cebinden bir zarf çıkardı.

"Bunu aslında torunum doğduğunda vermeyi planlıyordum."

Zarfın içinde bir ev tapusu vardı.

Şaşkınlıkla ona baktım.

"Bu ne?"

"Tüm işlemler aylar önce tamamlandı. Bu ev senin ve torunumun üzerine kayıtlı. Serkan'ın bu ev üzerinde hiçbir hakkı yok."

Serkan bir adım öne çıktı.

"Ne demek hiçbir hakkım yok?"

Kayınpederi sertçe cevap verdi.

"Evi ben aldım. Tapuyu özellikle gelinim ve torunum üzerine yaptırdım. Çünkü aileyi gerçekten ayakta tutanın onlar olduğunu biliyordum."

Serkan'ın yüzü tamamen düştü gorsele ilerleyin devamı sonraki sayfda....
Bir darbe daha almıştı.

Buse ise yavaşça elini Serkan'ın kolundan çekti.

"Bana sürekli büyük bir mirasın tek sahibi olacağını anlatıyordun."

Kayınpederim acı acı gülümsedi.

"O masal da burada bitiyor."

Ardından cebinden ikinci bir dosya çıkardı.

"Geçen ay vasiyetimi değiştirdim."

Odadaki herkes ona döndü.

"Bugünden sonra şahsi mal varlığımın büyük kısmı torunuma bırakılacak. Serkan ise sadece yasal olarak zorunlu olan payını alacak."

Serkan öfkeyle bağırdı.

"Bunu yapamazsın!"

"Yaparım."

Kayınpederinin sesi hiç olmadığı kadar kararlıydı.

"Çünkü servet emanet edilir, ödül olarak verilmez. Sen ise bugün karakterinin ne kadar zayıf olduğunu herkese gösterdin."

Buse'nin gözlerindeki ifade de değişmişti.

"Yani... Anlattığın hayat aslında yok mu?"

Serkan cevap veremedi.

Genç kadın sessizce başını salladı.

"Ben gidiyorum."

Arkasına bile bakmadan odadan çıktı.

Serkan peşinden gitmek istedi ama Buse çoktan koridorun sonunda gözden kaybolmuştu.

Birkaç saniye boyunca olduğu yerde öylece kaldı.

Bir saat önce iki kadını da elinde tutabileceğini sanan adam, birkaç dakika içinde hem ailesini, hem sevgilisini, hem işini hem de geleceğini kaybetmişti.

Kayınvalidem bebeğime yaklaşıp onu kucağına aldı.

"Bu çocuk bugün hiçbir şeyin suçlusu değil."

Kayınpederim de başını salladı.

"Ve dedesi olduğu sürece hiçbir zaman yalnız kalmayacak."

Gözlerim doldu.
İlk kez o gün gerçekten ağladım.

Ama bu kez acıdan değil.

Yalnız olmadığımı hissettiğim için.

Ertesi hafta boşanma davasını açtım.

Serkan önce her şeyi inkâr etmeye çalıştı. Sonra barışmak istedi. Ardından defalarca özür diledi.

Hiçbirine cevap vermedim.

Şirket soruşturması sonucunda görevinden çıkarıldı. Hakkında usulsüz harcamalar nedeniyle hukuki süreç başlatıldı.

Buse'nin ise doğumdan birkaç ay önce Serkan'dan ayrıldığını duydum.

Gerçeklerle yüzleşince onun da bütün hayallerinin yıkıldığını öğrenmiştim.

Aradan iki yıl geçti.

Oğlum ilk adımlarını, ilk kelimelerini ve ilk doğum gününü beni gerçekten ailesi gibi gören insanlarla birlikte kutladı.

Kayınpederim hâlâ her hafta bizi ziyarete geliyor.

Bir gün torunumun elini tutarken bana dönüp gülümsedi.

"O gün hastane odasında oğlumu kaybettim." dedi.

"Fakat o gün gerçek bir kız ve gerçek bir torun kazandım."

O an şunu anladım.

İnsan bazen en büyük ihaneti, hayatının en mutlu gününde yaşar.

Ama aynı gün, kimin gerçekten ailesi olduğunu da sonsuza kadar öğrenir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir