Kocam beni bırakıp başka kadınla yaptığı… Eşim Beni Terk Edip Başka Bir Kadınla Birlikte, Ben de Öyle Bir Hesap Sordum ki…Adım Derya. Kırk iki yaşındayım. Hayatım boyunca en çok güvendiğim kişinin bir gün bana yabancı gözlerle bakacağını hiç aklıma getirmezdim. O kişi eşim Kerem’di.
On dokuz yıllık evliliğimiz boyunca onun için fedakârlık etmiş, çocuklarımızı büyütmüş, zor günlerinde yanında durmuş, kendi hayallerimi çoğu zaman ikinci plana atmıştım. Kerem’in işi büyüdükçe ben de onun başarısını kendi başarım gibi görüyordum.
Ta ki bir akşam eve gelip gözlerimin içine bakmadan, “Derya, sana bir şey söylemem lazım,” diyene kadar…
Elindeki telefonu masaya koydu ve derin bir nefes aldı.
“Başka birine âşık oldum.”
O an evin bütün sesleri kesilmiş gibi oldu.
“Ne zamandır?” diye sordum.
“Bir süredir.”
“Kim?”
Başını eğdi.
“İş yerinden Selin.”
Selin…
Adını daha önce duymuştum. Hatta birkaç kez aynı ortamda bulunmuştuk. Ben ona gülümseyip hâlini hatırını sormuş, kocamın yanında çalışan bir kadın olduğunu düşünmüştüm.
Meğer kocamın hayatında benden çok daha büyük bir yeri varmış.
O gece Kerem bana, yıllardır aramızdaki bağın koptuğunu, artık kendini özgür hissetmek istediğini söyledi.
Ben ise tek bir şey düşündüm: “Bunca yıldan sonra beni nasıl bu kadar kolay silebildin?”
Birkaç hafta içinde bavulunu topladı ve gitti.
Selin’le aynı eve çıkacağını öğrendiğimde içimde tarifsiz bir öfke vardı. Ama ağlamadım. Kavga etmedim. Onu arayıp hesap sormadım.
Çünkü o gece kendi kendime bir söz verdim:
“Beni terk ettiği için değil, bana yaşattığı şey yüzünden pişman olacak.”
İlk aylar benim için çok zordu. Evde onun bıraktığı boşluk her köşede karşıma çıkıyordu. Sabah kahvaltısında onun boş sandalyesine bakıyor, geceleri yatakta tek başıma uyuyordum.
Ama zamanla fark ettim ki acı çekmek beni güçsüz yapmıyordu.
Tam tersine, bana kendimi yeniden tanıma fırsatı veriyordu.
Yıllardır ertelediğim bir iş fikrim vardı. El becerilerimle yaptığım dekoratif ürünleri satmak istiyordum. Kerem hep, “Bununla para kazanamazsın,” diyerek beni vazgeçirmişti.
Ben de ilk kez onun sözlerini umursamadan kendi işimi kurmaya karar verdim.
Küçük bir dükkân kiraladım.
İlk günler sadece birkaç müşteri geldi. Ama vazgeçmedim. İnternetten satış yapmayı öğrendim, sosyal medya hesabı açtım, ürünlerimi kendim tanıttım.
Aylar geçtikçe işler büyüdü.
Bir yıl sonra küçük dükkânımın yerinde üç çalışanı olan, internetten ülkenin her yerine ürün gönderen bir işletmem vardı.
Ben değiştikçe çevremdeki insanlar da bunu fark etmeye başladı.
Bir gün ortak bir arkadaşımız beni aradı.
“Kerem seni sormuş,” dedi.
İçimden sadece gülümsedim.
“Neden?”
“İşlerinin kötü gittiğini söyledi.”