Aynı gün komşu kasabaya gidip bir arkadaşının tavsiyesi genç ama kararlı bakışlı bir avukatla görüştü: Elif Yılmaz.

— Evimi kimsenin alamayacağından emin olmak istiyorum, — dedi.

Elif Çizerliği.

— Teresa Hanım, onun şeyi yasal olarak sizin adınıza. Oğlunuzun bilmediği bir durum daha var…

Teresa Hanım ilk kez kendini çaresiz hissetmedi.

Şehirde ise Zeynep evi hastaları satılmış gibi konuşuyordu.

— Satın alma kredisini kapatırız, daha iyi bir yere taşırız.

Ama kaderin yönü değişiyordu.

Teresa Hanım köye geri döndü. Elif ona mucize vaat etmemişti, ama çok daha değerli bir şey sözü: netlik.

Birkaç gün sonra Murat tek başına geldi.

— Zeynep kızgın. Bize güvenmiyorsun diyor.

— Güven saklandıktan sonra istenmez, — dedi Teresa Hanım. — Baştan korunur.

Bir hafta sonra Zeynep yine geldi. Teresa Hanım kapının eşiğinde dimdik durdu.

— Kararımı verdim. Hiçbir şeyi yapmayacağım.

— Yalnız mı kalmak mı? — diye bağırdı Zeynep.

— Kendimle kalmak istiyorum. Bu yeterli.

Aylar geçti. Teresa Hanım ilk kez kendisi için düşündü. Elif'in yardımıyla köydeki bir dayanışma fonuna bağışladı. Şartı açıktı:Hayatının sonuna kadar orada yaşayana kadar, sonra ev terk edilmiş yaşlı kadınlar için bir sığınak yapılabilir.

İmza günleri elleri tükendi.

— Emin misin? — diye sordu Elif.

— Hayatımda hiç bu kadar emin olamadım.

Murat haberi alınca koşarak geldi.

— Anne! Ey ailemize aitti!

Teresa Hanım sakin bir hüzünle baktı.

— Öyleydi. Bana aile gibi davranmayı güne kadar bıraktığınız.

Murat ağladı. Ev için değil, yıllardır kaçtığı gerçek için.

Zeynep'in planları yıkıldı. Satış olmayacaktı. Para gelmeyecekti.

Ev çalınmamıştı.
Kurtarılmıştı.

Zaman Güneydere'de o ev yeniden canlandı. Lüksle değil, hayatla. Terk edilmiş yaşlı kadınlar geldi. Teresa Hanım onları sıcak çay ve sade sözlerle dolduruyor.

— Burada kimse fazlalık değil, — derdi. — Burada kimsede imza atmaz.

Murat daha sık olmaya başladı. Bir şey yapamadım. Çatıyı tamir ediyor, duvar boyuyor, dinliyordu. Artık annesi adına karar veren bir oğul değildi; ondan öğrenen bir oğluydu.

Bir akşamüstü Teresa Hanım avluda kaldı, hafif kahkahalar arasında. Onu “masrafı küçültmek” için getirdikleri günü düşündü ve görüldü.

Çünkü sonuçta hiçbir belgenin elinden alınamayacak bir şey kazanmıştı:

grubun,
onurunu,
ve şu gerçeği:

Yaşlılıkta bile…
bir kadının kendi kaderini kapsar.

Bunlar da İlginizi Çekebilir