Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Tufan Erhürman’ın ezici farkla kazanmasının ardından Türkiye’de başlayan tartışmalar, uzmanlar tarafından eleştirildi.
Analistler, seçim sonuçlarının yalnızca Türkiye iç siyaseti ekseninde değerlendirilmesinin “büyük resmi ıskalamak” anlamına geldiğini vurguluyor.
Strateji uzmanlarına göre, KKTC’deki seçimler kadar, Doğu Akdeniz’deki enerji koridorları ve toprak alımları da bölgedeki güç mücadelesinin belirleyici unsurları arasında yer alıyor. Adada İsrailli yatırımcıların yoğun şekilde toprak satın alması, yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak görülmüyor; uzmanlara göre bu adımlar, doğal gaz rezervleri ve enerji koridorları üzerinden yürütülen kapsamlı bir nüfuz mücadelesinin parçası.
Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, Doğu Akdeniz’de küresel ölçekte bir enerji rekabeti yaşandığını belirterek, İsrail merkezli yatırımların yalnızca Güney Kıbrıs ile sınırlı kalmadığını ifade etti. Başbuğ’a göre İsrail-Yunanistan-Mısır hattında kurulan enerji denklemi, Kıbrıs’ın tamamını kapsayan stratejik bir planın parçası. Ayrıca mülk satışlarının belirli bir aşamadan sonra durdurulduğunu söyleyen Başbuğ, Türkiye’nin bölgedeki doğal kaynaklar ve deniz yetki alanları konusunda kararlı bir tutum sergilediğini dile getirdi.