Kimileri yeni arkadaşlar edinmişti.

Her köşede kahkahalar yükseliyordu.

Ben ise çınar ağacının altındaki banka oturdum.

Elimde eski satranç takımımız vardı.

Rüzgâr yaprakları hafifçe sallıyordu.

Tam o sırada yanıma huzurevine yeni gelen yaşlı bir bey oturdu.

Gülümseyerek satranç taşlarını gösterdi.

“Oynar mısınız?” diye sordu.

İçimden sıcak bir tebessüm geçti.

Taşları dizmeye başladım.

Gökyüzüne baktım.

Sanki Kemal Bey yine karşımdaki sandalyede oturuyor, her zamanki gibi sessizce gülümsüyordu.

O gün şunu anladım:

İnsan öldüğünde geride bıraktığı para değil, başkalarının hayatına dokunan iyilikler yaşamaya devam eder. Kemal Bey çocuklarına büyük bir servet bırakmamıştı; ama yüzlerce yalnız insanın yeniden umut bulacağı bir yuva bırakmıştı. Bana ise yalnızca bir miras değil, hayatımın son yıllarına anlam katacak bir emanet vermişti. Ve ben, her satranç taşını yerine koyduğumda, onun bana bıraktığı en değerli mirasın sevgi ve onur olduğunu bir kez daha hatırlıyordum.

Bunlar da İlginizi Çekebilir