Analizde, Türkiye’nin NATO’da ABD’den sonra en büyük ikinci kara ordusuna sahip olduğuna dikkat çekilirken, Rusya’dan S-400 alımı nedeniyle ABD yaptırımlarına maruz kalmasına rağmen Ankara’nın Batı bloğu içinde kendine özgü ve esnek bir çizgi izlediği ifade edildi. Türkiye’nin gerektiğinde dış politikasını parçalara ayırabilen bir yapı kurduğu, bu sayede farklı kriz alanlarında etkin rol oynadığı aktarıldı.

Ukrayna, Kafkasya ve Suriye gibi çatışma bölgelerinde Türkiye’nin arabulucu kimliğiyle öne çıktığı belirtilirken, savunma sanayisinde alt sistem entegrasyonu ve tersine mühendislik yoluyla hızlı bir ilerleme sağlandığı kaydedildi. Bu yaklaşımın, Türkiye’nin orta güçlere NATO düzeyinde savaş kabiliyeti sunabilen bir aktör haline gelmesinde etkili olduğu ifade edildi.

Bunlar da İlginizi Çekebilir