Bir sabah, güneş doğmadan evvel, küçük bir köyde, günlük rutinine sadık kalan bir adam vardı. Her gün, aç karnına sarımsak yeme alışkanlığı, çevresindeki insanların merakını topluyordu. Onun bu tuhaf davranışının ardında yatan sır neydi? Kimi zaman arkadaşları onunla dalga geçiyor, kimi zaman da sağlık yararları üzerine yapılan tartışmaların merkezine yerleşiyordu. Ama bu adam, sarımsağı sadece bir yemek malzemesi olarak görmüyordu; onun için bu bir yaşam felsefesi haline gelmişti. Her gün, zihin ve beden sağlığını koruma amacıyla bu alışkanlığı devam ettiren adam, sabahları bir tür ritüel gerçekleştiriyor, kendini doğanın sunduğu mucizelerle besliyordu. Ve her bu eylem, ona sadece fiziksel bir güç değil, aynı zamanda ruhsal bir dinginlik de kazandırıyordu. Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsiniz