Gerçeğin Kıyısında: Bir Ailenin Yeniden Doğuşu


Bir hafta sonra istifamı verdim. Eve geldiğimde Kaan, bana öyle sıkı sarıldı ki sanki beni hiç bırakmayacakmış gibiydi. Akşamlarımızı kanepede formlar doldurarak, ev incelemelerine hazırlanarak geçirdik. Kaan amansızdı, neredeyse acil bir durum varmış gibi odaklanmıştı.



Bir gece, o profili buldu. “Dört yaşında ikizler, Mert ve Yiğit. Sanki buraya aitmiş gibi durmuyorlar mı?” “Korkmuş görünüyorlar,” dedim usulca. Elimi sıktı. “Belki onlara yetebiliriz.” “Denemek istiyorum.” Aynı gece ajansa e-posta gönderdi.



Çocuklarla ilk tanıştığımızda gözüm hep Kaan’ın üzerindeydi. Mert’in boyuna inip ona bir dinozor çıkartması uzattı. “En sevdiğin bu mu?” diye sordu. Mert, gözlerini kardeşinden ayırmadan hafifçe başını salladı. Yiğit fısıldadı: “O ikimizin yerine de konuşur.” Sonra bana baktı, sanki güvenli olup olmadığımı tartıyordu. Yanlarına diz çöktüm ve “Sorun değil,” dedim. “Ben de Kaan’ın yerine çok konuşurum.” Kocam gerçek, hafif ve mutlu bir kahkaha attı. “Şaka yapmıyor evlat.” Mert hafifçe gülümsedi. Yiğit ona daha çok sokuldu.





Eve taşındıkları gün, ev hem aydınlık hem de belirsizlik doluydu. Kaan arabanın yanında diz çöküp söz verdi: “Sizin için birbirinin aynısı pijamalar aldık.” O gece çocuklar banyoyu adeta bir bataklığa çevirdiler ve yıllar sonra ilk kez evin her köşesi kahkahalarla doldu. Üç hafta boyunca ödünç alınmış bir büyü gibi yaşadık; uyku öncesi masallar, krep akşamları, LEGO kuleleri ve bize uzanmayı yavaş yavaş öğrenen iki küçük çocuk…

Bunlar da İlginizi Çekebilir