Bildiğiniz üzere biz bu hafta yoğun bir toplantı silsilesi geçirdik. Hem il başkanları toplantımızı gerçekleştirdik hem MYK toplantımızı, peşinden de Parti Meclisi toplantımızı gerçekleştirdik. Parti Meclisimiz halen devam ediyor. Bu haftayı biz bir değerlendirme haftası olarak ilan etmiştik. Geçen haftadan beri bu meseleleri konuştuk. Hem örgütümüz hem Parti Meclisimiz hem MYK'mız, geçen haftadan beri önümüzdeki sürece ilişkin değerlendirmelerini bize ilettiler ve verimli toplantılar silsilesi gerçekleştirdik. Ben MYK gündemimize ve peşinden de önce İl Başkanları sonra da Parti Meclisinde aldığımız kararları, bununla ilgili değerlendirmelerimizi sizlerin aracılığıyla tüm Türkiye kamuoyuna sunmak istiyorum.


Her zaman olduğu gibi bu MYK'da da yine Türkiye'nin gündemine ilişkin hem ekonomiye ilişkin hem dış politikaya ilişkin değerlendirmelerimiz oldu. Bunları uzun uzadıya konuşuyoruz, değerlendiriyoruz. Türkiye'nin temel sorunlarını, temel problemlerini. Ekonomi ile ilgili geçen haftanın en önemli gündemi, hiç kuşku yok ki enflasyon ve enflasyon etrafındaki tartışmalardı. Bildiğiniz üzere beklenti Anketi açıklandı. Merkez Bankası'nın Beklenti Anketine göre, gelecek dönemdeki enflasyonun artacağına ilişkin bir genel kanaat oluşmuş durumda toplumda. Hem reel sektör açısından hem piyasa açısından hem de hane halkı açısından meseleye baktığımızda %28 olarak tahmin edilen, önümüzdeki yılda 16 olarak tahmin edilen Merkez Bankası hedeflerine ulaşılamayacağını, bu hedeflerin piyasa tarafından, özellikle de hane halkı tarafından gerçekçi, rasyonel bulunmadığını bir kere daha görme fırsatımız oldu. Enflasyon %31-32'lerde. O da resmi enflasyon, manşet enflasyonu. Merkez Bankası'nın yıl sonu beklentisi 28 ama önümüzdeki 12 ay sonrasında hane halkı %40'ın üzerinde enflasyon bekliyor. Biliyorsunuz piyasalarda iktisat açısından beklentiler son derece önemlidir.


Bildiğiniz üzere MYK'mızın gündeminde her zaman özellikle güvenlik bağlantılı ve dış politika bağlantılı değerlendirmeler olmaktadır. SDG'nin Suriye ordusuna katılım sürecinin tamamlanmasına ilişkin bir açıklama oldu. Biz bunu olumlu karşılıyoruz, doğru buluyoruz, iyi bir haber olarak değerlendiriyoruz. Çok fazla ayrıntıya sahip olmamakla beraber, terörsüz Türkiye süreciyle başlamış olan sürecin de doğru istikamette ilerlemesi açısından önemli bir adım olarak görüyoruz. Suriye'de üniter devlet yapısının korunması, buradaki bütün halkların, bütün kimliklerin, Kürt kimliği, Arap kimliği ya da başka kimliklerin en iyi şekilde sistemde temsil edilmesi ve tek bir Suriye devletinin Türkiye'nin bekası açısından ve Türkiye'nin iç siyaseti açısından da çok önemli olduğunu, dolayısıyla bu yönde gerçekleşmiş bu adımın da önemli bir aşama olduğunu değerlendiriyoruz. Bunu takip edeceğiz, izleyeceğiz önümüzdeki günlerde.


Şimdi bunun dışında sayın basın mensupları, bildiğiniz üzere bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak CHP’li belediyelere dönük yürütülen süreçler, yürütülen operasyonlar, bunlarla ilgili yargılamalar konusunda da bir takip sistemimiz var. Biz bu takip sistemi çerçevesinde hem kurmuş olduğumuz komisyon hem yerel yönetimler birimi içinde oluşturduğumuz yapılarla; CHP’li belediyelerin kovuşturmaları, iddianameleri, bunlara isnat edilen suçlar, bunlarla ilgili mahkeme süreçleri ve yargılanma süreçlerini yakından takip ediyoruz. Biz bu davaları gruplandırmıştık. Bunların bir kısmı çoklu davalar yani birden fazla belediye başkanımızın içinde olduğu, yer aldığı davalar. Bir kısmı ise münferit davalar. Yani tek tek belediye başkanlarımızı ilgilendiren davalar. Bu davalardan ilki, toplu davalardan ilkinin ilk aşaması bilindiği üzere kamuoyunda “Aziz Ihsan Aktaş suç örgütü davası” olarak bilinen dava idi ve bunun ilk aşamasının sonuçlandığını dün değil evvelsi gün gördük.



Bu davada bir defa verilen kararlarla ilgili değerlendirmelerimiz çok yönlü ve çok boyutlu. Bunu kamuoyuyla paylaşmak isteriz. Birincisi şudur ki, 63 eylemden 43 eylem ihaleye fesat karıştırma ve özel ve resmi evrakta sahtecilik suçlamalarının ağırlık kazandığı eylemlerdi. Bu eylemlerin bir tanesi hariç Aziz İhsan Aktaş ve Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat'ın beraat ettiğini gördük. Dolayısıyla neredeyse 63 eylemin 43'ü neredeyse üçte ikisinde isnat edilen suçlarla ilgili bir beraatın olduğunu, bir beraat kararı verildiğini görmüş bulunuyoruz. Buna mukabil 43 eylemden sonraki eylemler ki bunlar da daha ziyade rüşvet ve suç gelirlerinin aklanması üzerine kurulu. Buralarda ise hem Aziz İhsan Aktaş'ın hem de Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat'ın suçlu olduğunu ve ceza aldığını görüyoruz. Ancak Beşiktaş Belediye Başkanımız bu konuyla ilgili toplamda 23 yılın üzerinde bir ceza alırken, Aziz İhsan Aktaş'ın bir suç örgütü lideri olarak, birazdan onu da söyleyeceğim suçlu bulunmuş olmasına rağmen, suçlu görülmüş olmasına rağmen, en azından bu 43'ten sonraki eylemler bakımından hiçbir cezaya çarptırılmamış olmasını da bir hukuk garabeti olarak değerlendiriyoruz. Normal koşullarda, etkin pişmanlık başvurusu yapan kişilerin cezasızlık durumuyla karşı karşıya kalması görülmüş bir olay değildir. Dolayısıyla bir ceza indirimi beklerken, onun tamamen bir cezasızlık durumuyla karşı karşıya kalmasının, önümüzdeki dönemde karşılaşacağımız davalar bakımından da önemli bir sinyal oluşturduğunu değerlendiriyoruz.


Öte yandan, iddianamenin ana çerçevesini oluşturan burada bir örgüt olduğu ve adının da “Aziz İhsan Aktaş suç örgütü” olduğu söylenen bir örgütün olmadığını gördük. Yani Sayın yargıçlar savcının iddia ettiği gibi orta yerde bir örgüt bulunmadığını ilan etmiş oldular.
Dolayısıyla bir örgütün olmadığı ancak etkin pişmanlıktan yararlanan bir kişinin tamamen cezasız bırakıldığı bir yargılama ile karşı karşıyayız. Bunu dikkatlerinize sunmak isterim.







Bunlar da İlginizi Çekebilir