Sabah uyandığında odanın aydınlık olduğunu fark etti. Kocası giyinmişti, masanın yanında oturuyordu.
Ve genç kız o an fark etti:
Gece boyunca ona hiç dokunmamıştı.
Hatta sessizce üstünü örtmüş ve başka bir odada uyumuştu.
Bu farkındalıkla yüzü kızardı. Korkusundan utandı.
Masaya oturdu. Ne söyleyeceğini bilmiyordu.
Adam önüne bir tabak koydu ve karşısına geçti.
“Bunun senin için ne kadar zor olduğunu biliyorum,” dedi sakin bir sesle.
“Korkuyorsun. Bu çok normal.”
Genç kız başını yavaşça salladı.
“Seni aceleye getirmeyeceğim,” diye devam etti.
“İhtiyacın olduğu kadar zamanın var.”
Cesaretini toplayıp sordu:
— “Benden hiçbir şey beklemiyor musunuz?”
Adam gözlerinin içine baktı.
— “Hayır,” dedi.
“Eğer bir gün beni seversen, bu korkudan değil… gerçekten istediğin için olsun.”
Uzun bir sessizlik oldu.
Genç kızın gözleri doldu.
— “Teşekkür ederim,” diyebildi sadece.
O an anladı:
Bazen bir insanın en büyük zenginliği parası değil… merhametidir.