18 yaşındaydım ve onunla birlikte hayatımın da bittiğini sanıyordum.

Cenazeden iki hafta geçmişti ama ev hâlâ ıhlamur çayı ve eski tahta kokuyordu. Her şey onun bıraktığı gibiydi: kapının yanındaki terlikleri, askıya asılı ceketi, kalbinin durduğu saatte duran saat… Hiçbir şeye dokunacak gücüm yoktu. Bir eşyayı yerinden oynatsam, sanki ona ihanet ediyormuşum gibi geliyordu.

Telefon çaldığında neredeyse açmayacaktım.

— Alo?

Karşıdan sakin, erkek bir ses geldi. Fazlasıyla kendinden emin.

— Deden sandığın kişi değildi. Konuşmamız lazım.

Telefonu kapattım. Ellerim titriyordu. Benim için anne, baba, sığınak olan bir adam hakkında kim böyle bir şey söyleyebilirdi?

Telefon tekrar çaldı. Bir daha. Bir daha.

Üçüncüde açtım.

Şehrin kenarında, küçük bir kafede buluştuk. Adam ellili yaşlardaydı, sade bir takım elbise giymişti, gözleri yorgundu. Masaya kalın bir dosya koydu.

— Benim adım Selin. Yıllar önce dedenle birlikte çalıştım…

Dosyayı açtı. Belgeler. Damgalar. Eski fotoğraflar. Hiçbir şey anlamadan bakakaldım.

— Deden sadece yorgun bir işçi değildi, diye devam etti. — Büyük bir şirkette baş muhasebeciydi. Devasa bir yolsuzluk ortaya çıkardı. Susmayı reddedince tehdit edildi. Sistemin dışına çıktı, hayatını, kimliğini… her şeyini değiştirdi.
— Neden… neden bunları bana söylüyorsun? diye fısıldadım.

Selin gözlerimin içine baktı.

— Çünkü senin yok sandığın o para… aslında var. Ve senin adına kayıtlı.

Nefesim kesildi.

Benim dedem. Bana hep “Paramız yetmez canım” diyen adam… bilerek yokluk içinde yaşamıştı.

— Yaptığı her şeyi seni korumak için yaptı, diye ekledi. — Anne baban sıradan bir kazada ölmedi. Sarhoş şoföre para verilmişti. Asıl hedef dedenmiş. Ama o gün arabada o yoktu.

Dünyam bir kez daha yıkıldı ama bu sefer başka türlü. Boşluktan değil, gerçekten.

O akşam eve döndüm ve ilk kez dokunmamın yasak olduğu çekmeceyi açtım. İçinde, titrek el yazısıyla yazılmış bir mektup vardı.

“Bunu okuyorsan, artık yokum demektir. Sana daha fazlasını veremediğim için beni affet. Sen güvende ol diye fakir olmayı seçtim. Bana ‘dede’ dediğin anlardan daha zengin olduğum bir zaman hiç olmadı.”

Saatlerce ağladım.

Ama uzun zamandan sonra ilk kez kendimi yalnız hissetmiyordum.

Dedem sadece beni büyüten adam değildi.

Hayatımı kurtaran bir kahramandı.

Bunlar da İlginizi Çekebilir