O gittikten sonra evdeki sessizliğin rengi değişti. Artık korkuyla ağırlaşmış bir hava yoktu. Huzurluydu. Emel hayatını yeniden kurmaya başladı; kilitleri değiştirdi, terapiye başladı ve yeniden özgürce nefes almayı öğrendi. Aylar sonra bir mektup geldi. Burak pişmanlıkla yazmıştı; hatalarını kabul ediyor ve sebep olduğu acıların sorumluluğunu üstleniyordu. Bir gün eve dönmeye layık, daha iyi bir adam olacağına dair söz veriyordu. Emel ağladı; ama bu kez gözyaşları umut taşıyordu. Çünkü güçlü bir gerçeği öğrenmişti: Sevgi, her şeye katlanmak demek değildir. Bazen sevginin en güçlü ve hayat kurtaran biçimi... Sınır koyma cesaretini göstermektir.